Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş Doğu ve Güneydoğu'da
10 Temmuz 2019 - 17:24
Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş Doğu ve Güneydoğu’da
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Sinan Ateş, Doğu ve Güneydoğu Anadolu
ziyaretleri kapsamında; Malatya, Elazığ, Siirt, Bitlis, Van, Iğdır, Ağrı, Erzurum, Erzincan, Bayburt ve
Sivas vilayetlerine gitti. Bu ziyaret kapsamında Malatya, Iğdır ve Bayburt Ülkü Ocakları’nda görev
değişimleri oldu. Genel Başkan Sinan Ateş tarafından; Malatya Ülkü Ocakları Başkanlığına Bayram
Işık, Iğdır Ülkü Ocakları Başkanlığına Mutluhan Kaşkar ve Bayburt Ülkü Ocakları Başkanlığına ise Yunus
Emre Zengin atandı. Sinan Ateş, Doğu ve Güneydoğu vilayetlerine yaptığı ziyaretlerde; MHP İl
Başkanlıklarında ve Ülkü Ocakları’nda partililer ve gençlerle bir araya geldi. Bölgede vatandaşların
yoğun ilgisiyle karşılanan Ateş birçok kentte belediye başkanları, valililer ve üst düzey kamu görevlileri
tarafından karşılandı. Ateş, ziyaretleri kapsamında kentlerin ileri gelenleriyle buluşurken birçok tarihi
mekânı da ziyaret eti. Genel Başkan ziyaretleri kapsamında gençlere ve vatandaşlara yaptığı
konuşmalarda çok önemli mesajlar verdi.
Genç Kardeşlerim Okullarında Birinci Olacaklar
Ziyaretleri esnasında konuşma yapan Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş, “Genç kardeşlerim
okullarında birinci olacaklar. En iyi liseleri kazanacaklar. En iyi üniversiteleri kazanacaklar, buraları
birincilikle bitirecekler. Bu da yeterli değil; yüksek lisans yapacaklar, doktora yapacaklar ve en az bir
yabancı dil öğrenecekler. Bir ülkenin sadece bir firması bizim ülkemizden maalesef, maddi anlamda
bahsediyorum, gayri safi milli hâsıla anlamında daha değerli. İçerisindeki bir tane uygulama:
Facebook, twitter, whatsapp uygulaması milyar dolarlarla ifade ediliyor. Neden biz bu uygulamaları
yapmayalım? Bu Amerika malı. Samsung var Kore’nin malı. Düne kadar Güney Kore kendi kavgasını
veremeyip, kendi savaşını veremeyip 1950’li yıllarda bizden destek alan bir ülke. Bugün geldiği
noktaya bakın. Birinci Dünya Savışında ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında darmadağın olmuş
Almanya’ya bakın. Nasıl toparlandığına bakın. Japonya’ya bakın. Teknoloji’de dünya devi haline
gelmiş bir Japonya var. Niye Türkiye bunları yapamasın? Niye bu kalkınma hamlelerini
gerçekleştiremesin? İşte bunlar Ülkü Ocakları’nda gerçekleşecek. ” ifadelerini kullandı.
Ülkü Ocakları Hoca Ahmet Yesevi'nin Ocağının Bugünkü Ateşinin Yandığı Yerdir
Ateş; Bitlis, Ahlat Selçuklu Mezarlığı ziyaretinde basın mensuplarına yapmış olduğu açıklamada: ‘’Türk
dünyası ve İslam alemi bakımından çok önemli bir ören yer olan şehit kabirlerinin bulunduğu bu
Selçuklu Mezarlığı, Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin ifadesiyle Anadolu'nun kapısı, Türklüğün
tapusudur. Tabi buradaki dikili taşlar Orta Asya'da Türkistan'da balbal olarak ifade edilen taşların
İslam anlayışıyla bezenmiş halidir. Türkler taşı oyup ona tapmayan tek millettir. Bugün farklı inançlara
mensup olan tüm dinler bir dönem puta tapıp, taşa tapmışken, Türkler o dönemlerde de göğe
bakıyorlardı. Buradaki mezarlık buradaki ören yeri de bunun en önemli ifadesidir, en önemli işaretidir.
Biz bin yıldır buradayız, Allah nasip ederse sonsuza kadarda burada olacağız. Hoca Ahmet Yesevi'nin
yine talebelerinin yüz onunun burada olduğu ifade ediliyor. Bugünde Ülkü Ocakları Hoca Ahmet
Yesevi'nin ocağının bugünkü ateşinin yandığı yerdir. Hoca Ahmet Yesevi'nin alperenleri, gazi dervişleri
Ülkü Ocaklarında yaşamaktadır, yaşamaya da Allah'ın izniyle devam edecektir.’’ dedi. Genel Başkan
Ateş başka bir konuşmasında Ülkü Ocakları'nı anlatırken şu ifadeleri kullanıldı: “Ülkü Ocakları, at
sırtında milletin istikbaline koşan Mete'den, Türk milletinin istiklalini kurtaran Mustafa Kemal'e,
oradan ikinci bir Ergenekon'a daha sığınmak zorunda kalmayalım diye, Rus işgaline, Rus
emperyalizmine direnen Alparslan Türkeş'e ve nihayetinde Amerika'nın gayri-meşru çocuklarına
haddini bildiren Devlet Bahçeli'ye kadar şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır.
Biz Birbirimizin Ayrılmaz Parçasıyız
Sinan Ateş bölge ziyaretlerinde yaptığı bir konuşmada: ’’1915 Viyana Kongresi'nde Şark meselesi
olarak adlandırılan ve onun bugüne tevarüs etmiş haliyle Kürt sorunu… O gün şark meselesi dedikleri
bugün Kürt sorunu dedikleri bir mesele var. Tabi burada mesele Kürt meselesi değil. Mesele bölücü
terör meselesi. Adına Ermeniyim diyemeyenler veya farklı isimleri söyleyemeyenler ben Kürtüm deyip
onun altında bölücülük yapıyor. Biz her bir vatandaşımızı yüce Allah'ın kutsal bir emaneti olarak kabul
ederiz. Türk, Kürt ayrımı yapmayız, yapmadık. Hepiniz biliyorsunuz. İçinizde Kürt kardeşlerimiz, Kürt
arkadaşlarımız da var. Ben devletin parasız yatılı okulunda okudum liseyi, Bursa'da öğretmen lisesinde
okudum. Benim orada Bitlis Mutkili bir arkadaşım vardı, bugün o arkadaşım Türkçe öğretmeni. Eğer ki
bizim devletimizin böyle bir şeyi olmuş olsaydı ve bu onların dediği gibiyse bu bir paradokstur, bir
çelişkidir. Bu arkadaşımızın Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde Türkçe öğretmeni olamaması lazımdı.
Birçok ilimizde emniyet müdürümüz, valimiz, kaymakamımız... Biz etle tırnak gibiyiz. Biz birbirimizin
ayrılmaz parçasıyız. Türk ve İslam kardeşiyiz. Dolayısıyla bizim bu kardeşlerimizle ayrımız gayrımız
yoktur. Hiç kimse, okyanus ötesindeki hiçbir devlet, batıdaki barbar devletlerin hiçbiri, bu tezgâhı
kuran, bu oyunu kuran devletlerin hiçbir tanesi Ağrılı kardeşimizi bizden daha fazla sevemez. O
sebeple Ağrılı kardeşlerimize tek tek gidip bunları anlatmalısınız. Davamızı anlatmalısınız.’’ Dedi.
Başka bir konuşmasında Türk-Kürt kardeşliğini şu sözlerle ifade etti: ’’Sayın Genel Başkanımız Devlet
Bahçeli Beyefendi'nin çok güzel bir ifadesi var: "Adımız bir, anımız bir, acımız bir. Biz büyük bir aileyiz.
Doğu’dan Batı’ya, Kuzey’den Güney’e tek yürek, tek bileğiz. Biz Türkiye'yiz." Allah'ın izni ile Türkiye'yi
bölmeye hiç kimsenin, hiçbir gücün gücü kuvveti inşallah yetmeyecektir. Biz biriz, beraberiz. Hiç
kimse, okyanus ötesindeki hiçbir kişi ve bir ülke, benim Siirtli kardeşimi bizden daha fazla sevemez. O
sebeple buradaki Arap kardeşlerimiz de Kürtçe konuşan kardeşlerimiz de bizim kardeşlerimizdir. Biz
82 milyonun tamamını kendi kardeşimiz olarak telakki ediyoruz. Yeter ki ay yıldızlı al bayrağın altında
yaşamaktan şeref duysun. Yoksa bizim hiç kimsenin anasının dili ile bir problemimiz yoktur, olamaz.
Türk milliyetçiliği; kapsayıcı, kollayıcı ve kucaklayıcıdır. Fransız ihtilaline dayanan milliyetçilikler gibi
ayrıştıran, ötekileştiren menfaatperest bir milliyetçilik anlayışımız yoktur. Biz "insanı yaşat ki devlet
yaşasın" anlayışını kendimize düstur edinmiş bir devletiz, milletiz. Bu sebeple de her bir insanımızı
yüce Allah'ın kutsal bir emaneti olarak görürüz, böyle değerlendiririz. Bir çakıl taşımızdan dahi
vazgeçmezken hiçbir insanımızdan vazgeçmemiz düşünülemez arkadaşlar. Bu şuurda davamızı
Siirt'teki her bir kardeşimize anlatmalısınız. Biz ırkçı bir hareket değiliz. Biliyorsunuz burada Arap
kardeşlerim var, burada Kürt kardeşlerim var. Bunların tamamı bizim ocağımıza geliyor. Hiçbir şekilde
de bizim teşkilatlarımızda ve ülkemizde böyle bir ayrım söz konusu olmaz, olamaz. Devletimizin her
kademesinde her arkadaşımız, her vatandaşımız vazife yapabiliyor. Biz hiçbir vatandaşımızın etnik
aidiyetini, az önce ifade ettiğim gibi anasının dilini veya mezhebini sormayız, sorgulamayız. Dediğim
gibi Türkiye ortak paydasında, ay yıldızlı al bayrak ortak paydasında bütün vatandaşlarımızla bir araya
geliriz. Bizim ülkemizde arkadaşlar Kürt sorunu olduğunu iddia edenler vardı. Bir dönemler bunlar
tartışıldı, konuşuldu. Bizim ülkemizde Kürt sorunu diye bir sorun yoktur arkadaşlar. Burada
yaşıyorsunuz, görüyorsunuz. Burada bölücü terör tehdidi var. Yollarınızı gelirken gördük. Yollarınız
Orta Anadolu'nun birçok vilayetinden çok daha iyi. Buraya gelen hizmetler, orta Anadolu'nun veya
Ege'nin birçok vilayetlerinden ilçelerinden çok çok daha iyidir. Devletimiz her türlü hizmetini tabii ki
getirecek çünkü devletin en tabii hizmetleridir yol, su, sağlık, okul, eğitim... Devletimiz bu hizmetleri
getiriyorsa bu sefer dönüp Allah'tan belanı mı istiyorsun diye sorarlar. Onu arıyorsa da onu bulacaktır.
İfade ettiğim gibi biz bu memleketi sokakta bulmadık, yazı tura ile kazanmadık. Hiç kimseye de bırakıp
gidecek tek bir karış toprağımız yok. Ocağımızda burada aslanlar gibi sancağımızı arkadaşlarımız
dalgalandırıyor. Bundan sonra da dalgalandırmaya devam edecek...’’
Bin Yıllık Kardeşliğimiz Var
Ülkü Ocakları ve ülkücülere karşı oluşturulmaya çalışılan tarihi iftiralara da değinen Ateş, "Farklı
işlerden dolayı dün Kahramanmaraş’taki katliamı yapanların CIA ajanları olduğu belgeyle ortaya çıktı.
Ülkücü hareketin sırtına yıkmaya çalıştılar. Aynı şekilde burada Madımak hadisesi yaşandı. Geçtiğimiz
günlerde de yıldönümüydü. Bunun üzerine Ülkücü hareketi mahkûm etmeye çalıştılar. Bu olayların
Ülkücü hareketle ilgisinin olmadığı gün gibi aşikâr, yapanlar ortada. Dediğim gibi biz insanımızı etnik
aidiyetine veya mezhepsel aidiyetine göre değerlendirmeyiz. Her bir insanımızı Yüce Allah’ın kutsal bir
emaneti olarak kabul eder, böyle değerlendiririz. Bin yıldır aynı topraklarda yaşıyoruz. Bin yıldır “Bin
yıllık kardeşliğimiz var!” diyoruz. Dolayısıyla bölücülük bu vatandaşlardan geliyor. Birkaç gün önce Van
ziyaretimizde Akdamar Adası’nı ziyaret ettik. Akdamar Kilisesi’nin olduğu bölgeye Türk bayrağı, Ülkü
Ocaklarının gayretiyle birkaç yıl önce dikildi. Şimdi fitneciler diyor ki sosyal medyada; “Bu Ülkü
Ocakları Genel Başkanının ne işi var Akdamar Adası’nda?” Akdamar Adası sizin babanızın malı değil!
Ama bizim babamızın malı. Akdamar Adası bizim kılıç hakkımızdır. Kılıç artığı olanlar kılıç hakkının ne
demek olduğunu bilmez."dedi.
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Sinan Ateş, Doğu ve Güneydoğu Anadolu
ziyaretleri kapsamında; Malatya, Elazığ, Siirt, Bitlis, Van, Iğdır, Ağrı, Erzurum, Erzincan, Bayburt ve
Sivas vilayetlerine gitti. Bu ziyaret kapsamında Malatya, Iğdır ve Bayburt Ülkü Ocakları’nda görev
değişimleri oldu. Genel Başkan Sinan Ateş tarafından; Malatya Ülkü Ocakları Başkanlığına Bayram
Işık, Iğdır Ülkü Ocakları Başkanlığına Mutluhan Kaşkar ve Bayburt Ülkü Ocakları Başkanlığına ise Yunus
Emre Zengin atandı. Sinan Ateş, Doğu ve Güneydoğu vilayetlerine yaptığı ziyaretlerde; MHP İl
Başkanlıklarında ve Ülkü Ocakları’nda partililer ve gençlerle bir araya geldi. Bölgede vatandaşların
yoğun ilgisiyle karşılanan Ateş birçok kentte belediye başkanları, valililer ve üst düzey kamu görevlileri
tarafından karşılandı. Ateş, ziyaretleri kapsamında kentlerin ileri gelenleriyle buluşurken birçok tarihi
mekânı da ziyaret eti. Genel Başkan ziyaretleri kapsamında gençlere ve vatandaşlara yaptığı
konuşmalarda çok önemli mesajlar verdi.
Genç Kardeşlerim Okullarında Birinci Olacaklar
Ziyaretleri esnasında konuşma yapan Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş, “Genç kardeşlerim
okullarında birinci olacaklar. En iyi liseleri kazanacaklar. En iyi üniversiteleri kazanacaklar, buraları
birincilikle bitirecekler. Bu da yeterli değil; yüksek lisans yapacaklar, doktora yapacaklar ve en az bir
yabancı dil öğrenecekler. Bir ülkenin sadece bir firması bizim ülkemizden maalesef, maddi anlamda
bahsediyorum, gayri safi milli hâsıla anlamında daha değerli. İçerisindeki bir tane uygulama:
Facebook, twitter, whatsapp uygulaması milyar dolarlarla ifade ediliyor. Neden biz bu uygulamaları
yapmayalım? Bu Amerika malı. Samsung var Kore’nin malı. Düne kadar Güney Kore kendi kavgasını
veremeyip, kendi savaşını veremeyip 1950’li yıllarda bizden destek alan bir ülke. Bugün geldiği
noktaya bakın. Birinci Dünya Savışında ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında darmadağın olmuş
Almanya’ya bakın. Nasıl toparlandığına bakın. Japonya’ya bakın. Teknoloji’de dünya devi haline
gelmiş bir Japonya var. Niye Türkiye bunları yapamasın? Niye bu kalkınma hamlelerini
gerçekleştiremesin? İşte bunlar Ülkü Ocakları’nda gerçekleşecek. ” ifadelerini kullandı.
Ülkü Ocakları Hoca Ahmet Yesevi'nin Ocağının Bugünkü Ateşinin Yandığı Yerdir
Ateş; Bitlis, Ahlat Selçuklu Mezarlığı ziyaretinde basın mensuplarına yapmış olduğu açıklamada: ‘’Türk
dünyası ve İslam alemi bakımından çok önemli bir ören yer olan şehit kabirlerinin bulunduğu bu
Selçuklu Mezarlığı, Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin ifadesiyle Anadolu'nun kapısı, Türklüğün
tapusudur. Tabi buradaki dikili taşlar Orta Asya'da Türkistan'da balbal olarak ifade edilen taşların
İslam anlayışıyla bezenmiş halidir. Türkler taşı oyup ona tapmayan tek millettir. Bugün farklı inançlara
mensup olan tüm dinler bir dönem puta tapıp, taşa tapmışken, Türkler o dönemlerde de göğe
bakıyorlardı. Buradaki mezarlık buradaki ören yeri de bunun en önemli ifadesidir, en önemli işaretidir.
Biz bin yıldır buradayız, Allah nasip ederse sonsuza kadarda burada olacağız. Hoca Ahmet Yesevi'nin
yine talebelerinin yüz onunun burada olduğu ifade ediliyor. Bugünde Ülkü Ocakları Hoca Ahmet
Yesevi'nin ocağının bugünkü ateşinin yandığı yerdir. Hoca Ahmet Yesevi'nin alperenleri, gazi dervişleri
Ülkü Ocaklarında yaşamaktadır, yaşamaya da Allah'ın izniyle devam edecektir.’’ dedi. Genel Başkan
Ateş başka bir konuşmasında Ülkü Ocakları'nı anlatırken şu ifadeleri kullanıldı: “Ülkü Ocakları, at
sırtında milletin istikbaline koşan Mete'den, Türk milletinin istiklalini kurtaran Mustafa Kemal'e,
oradan ikinci bir Ergenekon'a daha sığınmak zorunda kalmayalım diye, Rus işgaline, Rus
emperyalizmine direnen Alparslan Türkeş'e ve nihayetinde Amerika'nın gayri-meşru çocuklarına
haddini bildiren Devlet Bahçeli'ye kadar şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır.
Biz Birbirimizin Ayrılmaz Parçasıyız
Sinan Ateş bölge ziyaretlerinde yaptığı bir konuşmada: ’’1915 Viyana Kongresi'nde Şark meselesi
olarak adlandırılan ve onun bugüne tevarüs etmiş haliyle Kürt sorunu… O gün şark meselesi dedikleri
bugün Kürt sorunu dedikleri bir mesele var. Tabi burada mesele Kürt meselesi değil. Mesele bölücü
terör meselesi. Adına Ermeniyim diyemeyenler veya farklı isimleri söyleyemeyenler ben Kürtüm deyip
onun altında bölücülük yapıyor. Biz her bir vatandaşımızı yüce Allah'ın kutsal bir emaneti olarak kabul
ederiz. Türk, Kürt ayrımı yapmayız, yapmadık. Hepiniz biliyorsunuz. İçinizde Kürt kardeşlerimiz, Kürt
arkadaşlarımız da var. Ben devletin parasız yatılı okulunda okudum liseyi, Bursa'da öğretmen lisesinde
okudum. Benim orada Bitlis Mutkili bir arkadaşım vardı, bugün o arkadaşım Türkçe öğretmeni. Eğer ki
bizim devletimizin böyle bir şeyi olmuş olsaydı ve bu onların dediği gibiyse bu bir paradokstur, bir
çelişkidir. Bu arkadaşımızın Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde Türkçe öğretmeni olamaması lazımdı.
Birçok ilimizde emniyet müdürümüz, valimiz, kaymakamımız... Biz etle tırnak gibiyiz. Biz birbirimizin
ayrılmaz parçasıyız. Türk ve İslam kardeşiyiz. Dolayısıyla bizim bu kardeşlerimizle ayrımız gayrımız
yoktur. Hiç kimse, okyanus ötesindeki hiçbir devlet, batıdaki barbar devletlerin hiçbiri, bu tezgâhı
kuran, bu oyunu kuran devletlerin hiçbir tanesi Ağrılı kardeşimizi bizden daha fazla sevemez. O
sebeple Ağrılı kardeşlerimize tek tek gidip bunları anlatmalısınız. Davamızı anlatmalısınız.’’ Dedi.
Başka bir konuşmasında Türk-Kürt kardeşliğini şu sözlerle ifade etti: ’’Sayın Genel Başkanımız Devlet
Bahçeli Beyefendi'nin çok güzel bir ifadesi var: "Adımız bir, anımız bir, acımız bir. Biz büyük bir aileyiz.
Doğu’dan Batı’ya, Kuzey’den Güney’e tek yürek, tek bileğiz. Biz Türkiye'yiz." Allah'ın izni ile Türkiye'yi
bölmeye hiç kimsenin, hiçbir gücün gücü kuvveti inşallah yetmeyecektir. Biz biriz, beraberiz. Hiç
kimse, okyanus ötesindeki hiçbir kişi ve bir ülke, benim Siirtli kardeşimi bizden daha fazla sevemez. O
sebeple buradaki Arap kardeşlerimiz de Kürtçe konuşan kardeşlerimiz de bizim kardeşlerimizdir. Biz
82 milyonun tamamını kendi kardeşimiz olarak telakki ediyoruz. Yeter ki ay yıldızlı al bayrağın altında
yaşamaktan şeref duysun. Yoksa bizim hiç kimsenin anasının dili ile bir problemimiz yoktur, olamaz.
Türk milliyetçiliği; kapsayıcı, kollayıcı ve kucaklayıcıdır. Fransız ihtilaline dayanan milliyetçilikler gibi
ayrıştıran, ötekileştiren menfaatperest bir milliyetçilik anlayışımız yoktur. Biz "insanı yaşat ki devlet
yaşasın" anlayışını kendimize düstur edinmiş bir devletiz, milletiz. Bu sebeple de her bir insanımızı
yüce Allah'ın kutsal bir emaneti olarak görürüz, böyle değerlendiririz. Bir çakıl taşımızdan dahi
vazgeçmezken hiçbir insanımızdan vazgeçmemiz düşünülemez arkadaşlar. Bu şuurda davamızı
Siirt'teki her bir kardeşimize anlatmalısınız. Biz ırkçı bir hareket değiliz. Biliyorsunuz burada Arap
kardeşlerim var, burada Kürt kardeşlerim var. Bunların tamamı bizim ocağımıza geliyor. Hiçbir şekilde
de bizim teşkilatlarımızda ve ülkemizde böyle bir ayrım söz konusu olmaz, olamaz. Devletimizin her
kademesinde her arkadaşımız, her vatandaşımız vazife yapabiliyor. Biz hiçbir vatandaşımızın etnik
aidiyetini, az önce ifade ettiğim gibi anasının dilini veya mezhebini sormayız, sorgulamayız. Dediğim
gibi Türkiye ortak paydasında, ay yıldızlı al bayrak ortak paydasında bütün vatandaşlarımızla bir araya
geliriz. Bizim ülkemizde arkadaşlar Kürt sorunu olduğunu iddia edenler vardı. Bir dönemler bunlar
tartışıldı, konuşuldu. Bizim ülkemizde Kürt sorunu diye bir sorun yoktur arkadaşlar. Burada
yaşıyorsunuz, görüyorsunuz. Burada bölücü terör tehdidi var. Yollarınızı gelirken gördük. Yollarınız
Orta Anadolu'nun birçok vilayetinden çok daha iyi. Buraya gelen hizmetler, orta Anadolu'nun veya
Ege'nin birçok vilayetlerinden ilçelerinden çok çok daha iyidir. Devletimiz her türlü hizmetini tabii ki
getirecek çünkü devletin en tabii hizmetleridir yol, su, sağlık, okul, eğitim... Devletimiz bu hizmetleri
getiriyorsa bu sefer dönüp Allah'tan belanı mı istiyorsun diye sorarlar. Onu arıyorsa da onu bulacaktır.
İfade ettiğim gibi biz bu memleketi sokakta bulmadık, yazı tura ile kazanmadık. Hiç kimseye de bırakıp
gidecek tek bir karış toprağımız yok. Ocağımızda burada aslanlar gibi sancağımızı arkadaşlarımız
dalgalandırıyor. Bundan sonra da dalgalandırmaya devam edecek...’’
Bin Yıllık Kardeşliğimiz Var
Ülkü Ocakları ve ülkücülere karşı oluşturulmaya çalışılan tarihi iftiralara da değinen Ateş, "Farklı
işlerden dolayı dün Kahramanmaraş’taki katliamı yapanların CIA ajanları olduğu belgeyle ortaya çıktı.
Ülkücü hareketin sırtına yıkmaya çalıştılar. Aynı şekilde burada Madımak hadisesi yaşandı. Geçtiğimiz
günlerde de yıldönümüydü. Bunun üzerine Ülkücü hareketi mahkûm etmeye çalıştılar. Bu olayların
Ülkücü hareketle ilgisinin olmadığı gün gibi aşikâr, yapanlar ortada. Dediğim gibi biz insanımızı etnik
aidiyetine veya mezhepsel aidiyetine göre değerlendirmeyiz. Her bir insanımızı Yüce Allah’ın kutsal bir
emaneti olarak kabul eder, böyle değerlendiririz. Bin yıldır aynı topraklarda yaşıyoruz. Bin yıldır “Bin
yıllık kardeşliğimiz var!” diyoruz. Dolayısıyla bölücülük bu vatandaşlardan geliyor. Birkaç gün önce Van
ziyaretimizde Akdamar Adası’nı ziyaret ettik. Akdamar Kilisesi’nin olduğu bölgeye Türk bayrağı, Ülkü
Ocaklarının gayretiyle birkaç yıl önce dikildi. Şimdi fitneciler diyor ki sosyal medyada; “Bu Ülkü
Ocakları Genel Başkanının ne işi var Akdamar Adası’nda?” Akdamar Adası sizin babanızın malı değil!
Ama bizim babamızın malı. Akdamar Adası bizim kılıç hakkımızdır. Kılıç artığı olanlar kılıç hakkının ne
demek olduğunu bilmez."dedi.
Bu haber 2536 defa okunmuştur.







YORUMLAR