Prostat Büyümesinde Kişiselleştirilmiş Tedaviler Yüz Güldürüyor
11 Mayıs 2021 - 10:03
Son yıllarda, genetik bilimindeki gelişmelerle ortaya çıkan ve önemi daha da artan
‘kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarının’ prostat büyümesi tedavisindeki etkin rolünden
bahseden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Demir, bu tedavilerin hastalarda memnun edici
sonuçlar verdiğini belirtti.
Kişiselleştirilmiş tedavilerin, genetik ve çevresel farklılıkları dikkate aldığını ifade eden Life
Üroloji Kliniği Kurucusu Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Demir: “Geleneksel tıp anlayışında
hastalıklar üzerine odaklanılmış ve hastalıklar için tanımlanmış tedavi yöntemlerinin her birey
için uygun olacağı düşünülmüştür. Ancak zaman içerisinde aynı hastalık bulgularının bireyler
arasında farklılık gösterdiği ve uygulanan tedavilerden aynı sonucun alınmadığı görülmüştür.
Artık günümüzde hastalıklar ve tedavilerinden ziyade birey üzerine odaklanılmaktadır. Bu da
kişiselleştirilmiş tıp kavramını ortaya çıkarmıştır. Kişiselleştirilmiş tıp, modern tıpta ortaya
çıkan bir fikirdir ve İnsan Genom Projesi sonrası 2000’li yılların başlarında somut hale
gelmiştir. Kişiselleştirilmiş tıp; doğru hastaya, doğru zamanda, doğru tedavinin hastanın
bireysel, çevresel ve genetik özelliklerine, ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre uyarlanması
olarak düşünülebilir. Kişiselleştirilmiş tıp kavramında hastalık ve tedavi yöntemi değil hasta
önem arz etmektedir” dedi.
ÜROLOJİ ALANINDA DA BAŞARILI SONUÇLAR ALINIYOR
Kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarının kanser hastalıklarının tanı, tedavi ve önlenmesi
konusunda daha yaygın olarak uygulanmaya çalışıldığını vurgulayan Prof. Dr. Demir: “Bu
uygulamaların gelecekte pek çok tıp branşında da yaygınlaşmasını bekliyoruz. Örneğin,
önümüzdeki yıllarda kişiselleştirilmiş tıbbın üroloji alanında daha yaygın uygulanmaya
başladığını göreceğiz. Bu anlamda prostat büyümesine yönelik pek çok tedavi teknikleri
geliştirildi. Günümüzde iyi huylu prostat büyümesine yönelik girişimsel ve cerrahi yöntemler
olarak başta TURP olmak üzere, HoLEP ve diğer lazer yöntemleri, TUMT, su jeti, su buharı
ve prostat kaldırma yöntemi gibi yöntemler tanımlanmıştır. Yeni tanımlanan her teknik,
tedaviye bağlı yan etkileri azaltmaya çalışırken ameliyat sırasında daha az anestezi
gerektirmesi gibi birtakım faydaları amaçlamaktadır. Elbette prostat büyümesinin tedavisi için
hastalarımıza sunacağımız alternatiflerin çokluğu mutluluk vericidir. Ancak her yöntemin her
hastaya uygulanmasının mümkün olmadığı gibi her yeni tekniğin de en başarılı tedavi
yöntemi olduğu yanılgısına düşmemek gereklidir. Hekim, tedavi önerirken hastanın kendine
has özelliklerine ve beklentilerine göre hastası ile konuşarak en uygun tedaviyi önermelidir.
Öneri hasta odaklı olmalıdır” şeklinde konuştu.
TEDAVİ MALİYETLERİNİ DE DÜŞÜRÜYOR
Kişiselleştirilmiş tedavilerin hastaya pek çok açıdan olumlu dönüşlerinin olduğunun altını
çizen Demir: “Prostat büyümesine yönelik tedavi planlamasında kişiselleştirilmiş tıp
yaklaşımının tercih edilmesi, hastalarımıza yapacağımız tedavilerin daha başarılı, yan
etkilerin az ve maliyet-etkinlik oranının yüksek olmasını sağlayacaktır. Sağlık
teknolojisindeki gelişmelerin yüksek sağlık harcamalarını beraberinde getirdiğini düşünürsek,
kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarıyla sağlık harcamalarının daha etkin hale geleceğini
söyleyebiliriz. Çünkü tedavinin kişisel özelliklere göre uygulanması, tedavi başarısını
artırmasının yanında sağlık sistemini daha verimli hale getirip tedavi maliyetlerini de
düşürecektir. Tıp eğitimimiz sırasında hocalarımızın da bizlere vurguladığı “Hastalık yoktur
hasta vardır.” prensibinin daha sistematik uygulaması olan kişiselleştirilmiş tıp uygulamasının
hekimin günlük pratiğinde yaygınlaştırılması gereklidir” diye ekledi.
‘kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarının’ prostat büyümesi tedavisindeki etkin rolünden
bahseden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Demir, bu tedavilerin hastalarda memnun edici
sonuçlar verdiğini belirtti.
Kişiselleştirilmiş tedavilerin, genetik ve çevresel farklılıkları dikkate aldığını ifade eden Life
Üroloji Kliniği Kurucusu Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Demir: “Geleneksel tıp anlayışında
hastalıklar üzerine odaklanılmış ve hastalıklar için tanımlanmış tedavi yöntemlerinin her birey
için uygun olacağı düşünülmüştür. Ancak zaman içerisinde aynı hastalık bulgularının bireyler
arasında farklılık gösterdiği ve uygulanan tedavilerden aynı sonucun alınmadığı görülmüştür.
Artık günümüzde hastalıklar ve tedavilerinden ziyade birey üzerine odaklanılmaktadır. Bu da
kişiselleştirilmiş tıp kavramını ortaya çıkarmıştır. Kişiselleştirilmiş tıp, modern tıpta ortaya
çıkan bir fikirdir ve İnsan Genom Projesi sonrası 2000’li yılların başlarında somut hale
gelmiştir. Kişiselleştirilmiş tıp; doğru hastaya, doğru zamanda, doğru tedavinin hastanın
bireysel, çevresel ve genetik özelliklerine, ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre uyarlanması
olarak düşünülebilir. Kişiselleştirilmiş tıp kavramında hastalık ve tedavi yöntemi değil hasta
önem arz etmektedir” dedi.
ÜROLOJİ ALANINDA DA BAŞARILI SONUÇLAR ALINIYOR
Kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarının kanser hastalıklarının tanı, tedavi ve önlenmesi
konusunda daha yaygın olarak uygulanmaya çalışıldığını vurgulayan Prof. Dr. Demir: “Bu
uygulamaların gelecekte pek çok tıp branşında da yaygınlaşmasını bekliyoruz. Örneğin,
önümüzdeki yıllarda kişiselleştirilmiş tıbbın üroloji alanında daha yaygın uygulanmaya
başladığını göreceğiz. Bu anlamda prostat büyümesine yönelik pek çok tedavi teknikleri
geliştirildi. Günümüzde iyi huylu prostat büyümesine yönelik girişimsel ve cerrahi yöntemler
olarak başta TURP olmak üzere, HoLEP ve diğer lazer yöntemleri, TUMT, su jeti, su buharı
ve prostat kaldırma yöntemi gibi yöntemler tanımlanmıştır. Yeni tanımlanan her teknik,
tedaviye bağlı yan etkileri azaltmaya çalışırken ameliyat sırasında daha az anestezi
gerektirmesi gibi birtakım faydaları amaçlamaktadır. Elbette prostat büyümesinin tedavisi için
hastalarımıza sunacağımız alternatiflerin çokluğu mutluluk vericidir. Ancak her yöntemin her
hastaya uygulanmasının mümkün olmadığı gibi her yeni tekniğin de en başarılı tedavi
yöntemi olduğu yanılgısına düşmemek gereklidir. Hekim, tedavi önerirken hastanın kendine
has özelliklerine ve beklentilerine göre hastası ile konuşarak en uygun tedaviyi önermelidir.
Öneri hasta odaklı olmalıdır” şeklinde konuştu.
TEDAVİ MALİYETLERİNİ DE DÜŞÜRÜYOR
Kişiselleştirilmiş tedavilerin hastaya pek çok açıdan olumlu dönüşlerinin olduğunun altını
çizen Demir: “Prostat büyümesine yönelik tedavi planlamasında kişiselleştirilmiş tıp
yaklaşımının tercih edilmesi, hastalarımıza yapacağımız tedavilerin daha başarılı, yan
etkilerin az ve maliyet-etkinlik oranının yüksek olmasını sağlayacaktır. Sağlık
teknolojisindeki gelişmelerin yüksek sağlık harcamalarını beraberinde getirdiğini düşünürsek,
kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarıyla sağlık harcamalarının daha etkin hale geleceğini
söyleyebiliriz. Çünkü tedavinin kişisel özelliklere göre uygulanması, tedavi başarısını
artırmasının yanında sağlık sistemini daha verimli hale getirip tedavi maliyetlerini de
düşürecektir. Tıp eğitimimiz sırasında hocalarımızın da bizlere vurguladığı “Hastalık yoktur
hasta vardır.” prensibinin daha sistematik uygulaması olan kişiselleştirilmiş tıp uygulamasının
hekimin günlük pratiğinde yaygınlaştırılması gereklidir” diye ekledi.
Bu haber 1299 defa okunmuştur.







YORUMLAR