Genç iletişimciler "Avrupa Birliği Yaz Okulu Projesi"nde buluştu
30 Mayıs 2019 - 10:35
Genç iletişimciler “Avrupa Birliği Yaz Okulu Projesi”nde buluştu
İZMİR (Ege Ajans) – Ege Üniversitesi ve Yaşar Üniversitesi işbirliğiyle Jean Monnet Modülü “İletişimciler İçin Avrupa Medyası Ve Avrupa Birliği” EU-TALK Projesi Yaz Okulu Programı başladı. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen programın açılışına Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selda Akçalı, Aynı zamanda programın Koordinatörlüğünü yapan Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Huriye Toker, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Proje açılış dersini, Yaşar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayselin Yıldız, “Avrupa Birliği’ne Genel Bakış, Tarihsel Süreç” oturumu ile yaptı. Doç. Dr. Yıldız, Ders kapsamında, Avrupa Birliği Bütünleşmesi, Genişleme Dalgaları, Avrupa Birliği’ne dair güncel bilgiler ve Avrupa Birliği’nin Geleceği Tartışmaları hakkında bilgiler verdi.
Doç. Dr. Yıldız, Avrupa Birliği ile ilgili yaptığı konuşmasında, “En başta şunu vurgulamak istiyorum. Biz hep ilişkilere Avrupa Birliği ve Türkiye açısından bakıyoruz. Türkiye’nin Avrupa birliğine yaklaşımı, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yaklaşımı şeklinde değerlendiriyoruz. Bu aslında bize çok dar bir çerçeve veriyor, bizi çok kısıtlıyor. Bir ilişkiyi anlamak için karşı tarafı anlamak gerekiyor. Amacı ne? Nereye doğru evriliyor? Kendini 50 yıl sonra nerede görüyor? Bu doğrultuda Avrupa’yı anlamamız yani tanımamız gerekiyor. Bunların yanı sıra Avrupa Birliği nasıl bir yapıdır bunu da bilmek gerekiyor. Uluslarüstü bir yapı diyebiliriz” dedi.
Avrupa Birliği’nin bugünkü görünümünün kuruluş amacından farklı olduğunu ifade eden Doç. Dr. Yıldız; “Avrupa Birliği’nin ilk kuruluş fikri siyasi bir birlik olması şeklindeydi. Yani ortak bir dış politika ve ortak bir ordu olması fikriyle oluştu. Hedefi siyasi bir birlik olmaktı ama başaramadı. Burada iş birliği çok zordur. Çünkü uluslar kendi çıkarlarını ön planda tutar. Hiçbir ülke kendi egemenliğini, sınırlarının yönetimini ve dış politikalarıyla ilgili meseleleri bir üst otoriteye devretmeyi kolay kolay kabul etmez. Çünkü ortada ulus çıkarı vardır. AB kurulurken, bunu sağlayabilmenin yolunun ekonomik birlikten geçtiğini fark etti. Daha ikincil alanlarda iş birliği yapabileceği düşüncesiyle, ekonomik birlikteliği derinleştirme fikrine kapıldı. Eğer bunu başarabilirsek daha sonra siyasi yapıya evrilebiliriz mantığıyla hareket edildi” diye belirtti.
AB’NIN TARIHSEL SÜRECI
Günümüzdeki görünümüne ulaşana kadar birçok tarihsel süreçten geçen AB’nin, katılımcı ülkeler ile kuruluşundan farklı olarak ortaklığını ekonomi ile sağladığını, ortak para birimi olarak ise euro para birimini kullandıklarını belirten Doç. Dr. Yıldız, “Ortak olma düşüncesiyle önce serbest ticaret, gümrük birliği sonra da ortak pazar şeklinde bir süreç söz konusu. Fakat bir sıkıntı var farklı para birimleri var. AB, ortak bir para birimine dönülmesi fikrine kapıldı. Dünya ticaretinde tek bir blok olarak hareket edebilmek ve paralarının güçlü olması adına tek bir para birimi belirlenmeye çalışıldı. Ve 2000’lerde ortak birimi olarak euroya geçmeye karar verildi” dedi.
Türkiye’nin AB ile ilişkisine de değinen Doç. Dr. Yıldız, “Avrupa Birliği’ne girebilmek için belirli bazı kriterler söz konusu. AB’ye girmek isteyen ülkelerin önce bu kriterleri yerine getirmesi gerekiyor. Zaten AB’ye girmeden önce aday ülke olma konumuna gelebilmek gerekiyor. Daha sonra tam üye olarak değerlendiriliyor. Ülkeler mevcut kriterlere uymuyorsa müzakereler erteleniyor ve tam üyelik verilmiyor. Ama AB’ de kendi çıkarları doğrultusunda bu ülkeleri kaybetmemek için ‘Avrupa Komşuculuk Politikası’ uyguluyor. Bahsi geçen kriterler arasında, demokrasi, hukuk üstünlüğü, insan hakları ve azınlıklara saygı gösterilmesi ve korunmasını garanti eden kurumların varlığı, işleyen bir Pazar ekonomisinin varlığı, rekabet baskısına karşı koyma kapasitesine sahip olma gücü ve topluluk mevzuatının benimsenmesi gibi maddelerin bulunduğu ‘Kopenhag Kriterleri’ yer alıyor” diye konuştu.
‘Maastricht Kriterleri’, ‘AB Nüfusu’, ‘Enerji Kaynakları’ ve ‘Değerler Birliği’ gibi konu başlıklarına değinen Doç. Dr. Yıldız, Avrupa Birliği nüfusundaki yaşlı oranının arttığı ve doğum oranının düştüğüne dikkat çekti. Doç. Dr. Yıldız, Avrupa Birliği’nin çalışan ve işleyen bireyler için genç ve kaliteli göç alma, ev kadınlarının sektöre kazandırılması, özel emeklilik veçocuk yapılmasına teşvik gibi konuların önemli olduğunu belirtti.
Program, 31 Mayıs 2019 tarihine kadar devam edecek. Programa katılan öğrencilere, eğitim sonunda katılım sertifikası verilecek.
İZMİR (Ege Ajans) – Ege Üniversitesi ve Yaşar Üniversitesi işbirliğiyle Jean Monnet Modülü “İletişimciler İçin Avrupa Medyası Ve Avrupa Birliği” EU-TALK Projesi Yaz Okulu Programı başladı. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen programın açılışına Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selda Akçalı, Aynı zamanda programın Koordinatörlüğünü yapan Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Huriye Toker, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Proje açılış dersini, Yaşar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayselin Yıldız, “Avrupa Birliği’ne Genel Bakış, Tarihsel Süreç” oturumu ile yaptı. Doç. Dr. Yıldız, Ders kapsamında, Avrupa Birliği Bütünleşmesi, Genişleme Dalgaları, Avrupa Birliği’ne dair güncel bilgiler ve Avrupa Birliği’nin Geleceği Tartışmaları hakkında bilgiler verdi.
Doç. Dr. Yıldız, Avrupa Birliği ile ilgili yaptığı konuşmasında, “En başta şunu vurgulamak istiyorum. Biz hep ilişkilere Avrupa Birliği ve Türkiye açısından bakıyoruz. Türkiye’nin Avrupa birliğine yaklaşımı, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yaklaşımı şeklinde değerlendiriyoruz. Bu aslında bize çok dar bir çerçeve veriyor, bizi çok kısıtlıyor. Bir ilişkiyi anlamak için karşı tarafı anlamak gerekiyor. Amacı ne? Nereye doğru evriliyor? Kendini 50 yıl sonra nerede görüyor? Bu doğrultuda Avrupa’yı anlamamız yani tanımamız gerekiyor. Bunların yanı sıra Avrupa Birliği nasıl bir yapıdır bunu da bilmek gerekiyor. Uluslarüstü bir yapı diyebiliriz” dedi.
Avrupa Birliği’nin bugünkü görünümünün kuruluş amacından farklı olduğunu ifade eden Doç. Dr. Yıldız; “Avrupa Birliği’nin ilk kuruluş fikri siyasi bir birlik olması şeklindeydi. Yani ortak bir dış politika ve ortak bir ordu olması fikriyle oluştu. Hedefi siyasi bir birlik olmaktı ama başaramadı. Burada iş birliği çok zordur. Çünkü uluslar kendi çıkarlarını ön planda tutar. Hiçbir ülke kendi egemenliğini, sınırlarının yönetimini ve dış politikalarıyla ilgili meseleleri bir üst otoriteye devretmeyi kolay kolay kabul etmez. Çünkü ortada ulus çıkarı vardır. AB kurulurken, bunu sağlayabilmenin yolunun ekonomik birlikten geçtiğini fark etti. Daha ikincil alanlarda iş birliği yapabileceği düşüncesiyle, ekonomik birlikteliği derinleştirme fikrine kapıldı. Eğer bunu başarabilirsek daha sonra siyasi yapıya evrilebiliriz mantığıyla hareket edildi” diye belirtti.
AB’NIN TARIHSEL SÜRECI
Günümüzdeki görünümüne ulaşana kadar birçok tarihsel süreçten geçen AB’nin, katılımcı ülkeler ile kuruluşundan farklı olarak ortaklığını ekonomi ile sağladığını, ortak para birimi olarak ise euro para birimini kullandıklarını belirten Doç. Dr. Yıldız, “Ortak olma düşüncesiyle önce serbest ticaret, gümrük birliği sonra da ortak pazar şeklinde bir süreç söz konusu. Fakat bir sıkıntı var farklı para birimleri var. AB, ortak bir para birimine dönülmesi fikrine kapıldı. Dünya ticaretinde tek bir blok olarak hareket edebilmek ve paralarının güçlü olması adına tek bir para birimi belirlenmeye çalışıldı. Ve 2000’lerde ortak birimi olarak euroya geçmeye karar verildi” dedi.
Türkiye’nin AB ile ilişkisine de değinen Doç. Dr. Yıldız, “Avrupa Birliği’ne girebilmek için belirli bazı kriterler söz konusu. AB’ye girmek isteyen ülkelerin önce bu kriterleri yerine getirmesi gerekiyor. Zaten AB’ye girmeden önce aday ülke olma konumuna gelebilmek gerekiyor. Daha sonra tam üye olarak değerlendiriliyor. Ülkeler mevcut kriterlere uymuyorsa müzakereler erteleniyor ve tam üyelik verilmiyor. Ama AB’ de kendi çıkarları doğrultusunda bu ülkeleri kaybetmemek için ‘Avrupa Komşuculuk Politikası’ uyguluyor. Bahsi geçen kriterler arasında, demokrasi, hukuk üstünlüğü, insan hakları ve azınlıklara saygı gösterilmesi ve korunmasını garanti eden kurumların varlığı, işleyen bir Pazar ekonomisinin varlığı, rekabet baskısına karşı koyma kapasitesine sahip olma gücü ve topluluk mevzuatının benimsenmesi gibi maddelerin bulunduğu ‘Kopenhag Kriterleri’ yer alıyor” diye konuştu.
‘Maastricht Kriterleri’, ‘AB Nüfusu’, ‘Enerji Kaynakları’ ve ‘Değerler Birliği’ gibi konu başlıklarına değinen Doç. Dr. Yıldız, Avrupa Birliği nüfusundaki yaşlı oranının arttığı ve doğum oranının düştüğüne dikkat çekti. Doç. Dr. Yıldız, Avrupa Birliği’nin çalışan ve işleyen bireyler için genç ve kaliteli göç alma, ev kadınlarının sektöre kazandırılması, özel emeklilik veçocuk yapılmasına teşvik gibi konuların önemli olduğunu belirtti.
Program, 31 Mayıs 2019 tarihine kadar devam edecek. Programa katılan öğrencilere, eğitim sonunda katılım sertifikası verilecek.
Bu haber 1712 defa okunmuştur.







YORUMLAR