Eğitim-Bir-Sen'den ''Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı'' Raporu
22 Nisan 2021 - 10:07
Eğitim-Bir-Sen den Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı Raporu
Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı Mesut Öner, Eğitim-Bir-Sen
Genel Merkezi tarafından hazırlanan Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı Raporu’nu kamuoyu ile
paylaştı.
Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı Raporuyla, salgın sürecinde eğitimin ayrıntılı bir fotoğrafını
çektiklerini dile getiren Öner, “Salgın sürecinde eşitsizlikler daha da derinleşmiş, sosyo-ekonomik
düzeye göre öğrenciler arasındaki farklılık daha da artmıştır. Her öğrenciye kaliteli eğitim sunmak ve
eşitsizlikleri azaltmak için paydaşların katılımıyla köklü, kalıcı ve etkin bir reform programı
geliştirilmelidir” dedi.
Pandemi ilan edilmesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen koronavirüs salgınının ekonomiden
çalışma hayatına, sağlıktan eğitime hayatın bütün alanlarını olumsuz etkilemeye devam ettiğini
kaydeden Öner, açıklamalarına şu şekilde devam etti, ‘’Sendika olarak, salgın sürecinde ortaya çıkan
öğrenme kayıplarına dikkat çekmek amacıyla “Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı, Tespit ve
Öneriler” başlıklı raporu hazırladık. 16 sorudan oluşan veri toplama aracı, Türkiye genelinde online
anket tekniği ile (İBBS) Düzey 1 bölgesinde devlet okulunda çalışan 14 bin 943 öğretmene uygulandı,
6 soru öğretmenlerin profilini, 10 soru ise salgın sürecinde verilen uzaktan eğitimde öğretmenlerin
müfredatı takip etme, öğrencilerin öğrenme kayıpları düzeyi ile öğrenme kayıplarını telafi etmek için
neler yapılması gerektiğini kapsıyor.
Öğrencilerin üçte ikisi canlı dersleri takip edememiş, dersleri takip edenlerin üçte ikisi ise cep
telefonuyla dersleri takip edebilmiş
Türkiye’de uzaktan eğitim sürecinde teknolojik imkânları yetersiz olduğu için öğrencilerin derslere
bağlanamadı ya da dersleri takip edemedi. Türkiye İstatistik Kurumu 2020 verilerine göre hanelerin
yüzde 16,7’sinde masaüstü bilgisayar, yüzde 36,4’ünde taşınabilir bilgisayar, yüzde 22,4’ünde ise
tablet bilgisayar bulunmaktadır. Bu dijital araçların aynı evde olma oranlarının yüksek olduğu tahmin
edilmektedir. Ayrıca, çocukların ve ailelerinin dijital araçları eğitim süreçlerinde nasıl kullanacağına
ilişkin çocukların evdeki çalışma ortamları, ailelerin çocuklarının derslerine ilgisi; eğitim kurumlarının
ve öğretmenlerin uzaktan eğitim konusunda ne derecede donanımlı, buna ne kadar alışık oldukları ve
öğretmenlerin ne kadar hazırlıklı, online öğretimle ne derecede meşgul oldukları da oldukça önem arz
etmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre öğrencilerin üçte ikisi canlı dersleri takip
edememiş, dersleri takip edenlerin üçte ikisi ise cep telefonuyla dersleri takip edebilmiştir. Dersleri
yeterince takip edemeyen çocukların okulla bağları azalmakta ve ciddi bir öğrenme kaybı
yaşanmaktadır. Öğrencilerin öğrenme kayıplarının düzeyinin tespit edilmesi ve öğrenme kaybını telafi
etmek için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir.
ABD’nin New York eyaletinde öğrenme kaybının telafi edilmesi amacıyla eyalet eğitim departmanı her
okul için ‘yüksek kaliteli dijital müfredat’ ve bir ‘dijital öğrenme merkezi’ yapmayı önererek
öğrencilerin ve öğretmenlerin hem cihaz ve internete erişimlerini kolaylaştırmayı sağlamış hem de
okul saatleri dışında da öğretmenlerin, öğrencilerin öğrenme kayıplarını telafi edebilecekleri bir
imkân oluşturmuştur. Hollanda eğitim bakanlığı, öğrenme kayıplarının telafi edilmesi noktasında
bakanlık ve paydaşları tarafından hazırlanan raporda dört alternatif sunarak uygulanması için mali
yardım programı hazırlamıştır. Ayrıca, öğrenme kayıplarını telafi etmek için yaz okulu, normal okul
günü müdahalesi, uzun okul günü ve okul sonrası programları geliştirilmiştir. Fransa’da uzaktan
eğitim alan öğrenciler için okullardan ve öğretmenlerden her bir öğrencinin derslerinin en az yüzde
50’sinin yüz yüze olacağı bir plan uygulamaları istenmiştir. Fransa ve İngiltere, okulların kapalı olduğu
dönemde ortaya çıkan öğrenme kayıplarının derinleşmesi sebebiyle, ana politikaları, okulları
kapatmamak olmuştur. İngiltere, uzaktan eğitim sürecinde öğrenme kayıplarının önüne geçmek için
öncelikle dizüstü bilgisayar, tablet ve internet bağlantısına ihtiyaç duyan dezavantajlı ailelere
yardımda bulunmuştur. Bunun yanı sıra, öğrenme kayıplarını en aza indirmek için hassas çocuklar ve
kritik sektörlerde çalışan ailelerin çocukları için okulları açık tutmuştur.
Sağlanan destekler yetersiz
Türkiye, bu süreçte, TRT ile iş birliği yaparak uzaktan eğitim materyalleri hazırlamış, Mobil EBA Destek
noktası uygulamasını hayata geçirmiş, 500 bin tablet dağıtımını gerçekleştirmiş, GSM operatörleriyle
iş birliği yaparak öğrencilere ücretsiz 8 GB’ye kadar internet erişimi sağlamıştır. Ancak sağlanan bu
destekler yetersizdir. Okulların kapalı olduğu dönemde öğretmenlerin yüzde 52’si her gün ders
yaptığını, yüzde 31’i haftada birkaç gün ders yaptığını, yüzde 5’i haftada bir gün ve yüzde 3’ü birkaç
haftada bir gün ders yaptığını, yüzde 9’u ise canlı ders yapmadığını ifade etmiştir. Eylül 2020’de
yaptığımız ‘Pandemi Sürecinde Okulları Güvenle Açmak: Öğretmen ve Veli Araştırması’ Raporu’na
göre canlı ders yapma oranının önemli ölçüde arttığı, hiç ders yapmayan öğretmen oranının ise
azaldığı görülmektedir. Canlı ders yapan öğretmenlerin yüzde 6’sı öğrencilerin tamamının canlı
derslere katıldığını, yüzde 39’u yarıdan fazlasının katıldığını, yüzde 17’si yarısının katıldığını, yüzde 38’i
ise yarısından azının canlı derslere katıldığını belirtmiştir. Eylül 2020’de yaptığımız araştırma ile
kıyaslandığında güz döneminde derslere katılım oranı geçen yıl Mart-Haziran ayına göre daha
yüksektir. Bu artışa rağmen, hâlâ önemli oranda öğrencinin canlı derslere katılmadığı görülmektedir.
Canlı ders yapan öğretmenlerin yüzde 7’si canlı derslere katılamayan öğrencilerin öğrenme açığını
kapatmak için ek canlı ders yaptığını, yüzde 20’si ödev verdiğini, yüzde 60’ı derslerle ilgili doküman
gönderdiğini, yüzde 9’u bu konuda bir şey yapmadığını ifade etmiştir. Eylül 2020’deki araştırma
verilerimizle kıyaslandığında ek canlı ders yapma oranı güz döneminde Mart-Haziran dönemine göre
daha yüksektir.
Öğrenciler teknolojiye erişimde güçlük çekmektedir
Katılımcıları Yüzde 74’ü öğrencilerin teknolojiye erişim güçlüğü olduğunu, yüzde 47’si evden
çalışmanın getirdiği stres ve iş yükünü, yüzde 46’sı evde kaliteli internet hizmeti eksikliğini, yüzde 41’i
teknik cihaz eksikliğini (dersler için web cam, bilgisayar vb.), yüzde 40’ı canlı ders platformu
altyapısının yetersizliğini, yüzde 39’u öğrencinin dijital okuryazarlığının yetersizliğini, yüzde 38’i
müfredatı uzaktan eğitime adapte etmeyi, yüzde 34’ü dönüt vermeyi, yüzde 29’u uzaktan öğrenme
için öğretim materyali hazırlamayı, yüzde 20’si uzaktan eğitim ile ilgili yeterli bilgi ve deneyime sahip
olmamayı ifade etmiştir. Öğretmenlerin yaklaşık dörtte biri yüzde 90’dan daha fazla oranda
öğrencinin derslere katıldığını, her üç öğretmenden biri yüzde 50 ve üzeri öğrencisinin herhangi bir
uzaktan öğretim etkinliğine katılmadığını kaydetmiştir. Öğrencilerinin yüzde 70’inden fazlasının
herhangi bir uzaktan öğretim etkinliğine katılmadığını ifade edenlerin oranı ise yüzde 15’tir. Katılımcı
öğretmenlere göre öğrencilerin dersleri düzenli takip etmemesinin nedenleri şu şekildedir:
Öğrencilerin uzaktan eğitim sürecinin uzaması sebebiyle ciddi motivasyon kaybı içinde olması (yüzde
57,5), ebeveynlerinin çocuklara dijital öğrenme ortamında yardımcı olamaması (yüzde 44,6), ailelerin
çocuklara yeterince destek olmaması (yüzde 40,2), sınav ya da not gibi ölçme değerlendirmenin
yapılmaması (yüzde 38,0), öğrencilerin akranlarından uzak olmasıyla sosyal ve psikolojik olarak
olumsuz etkilenmesi (yüzde 36,6), ailesinin çalışması sebebiyle destek eksikliği (yüzde 29,9), sessiz
çalışma ve öğrenme ortamının olmaması (yüzde 26,7). Bu veriler, ailelerin teknolojik, fiziki ve sosyo-
kültürel imkânlarının çocukların uzaktan eğitime erişmelerinin üzerindeki en temel unsur olduğunu
ortaya koymaktadır.
Öğrenme kayıplarının telafisi için iyi bir planlama yapılmalıdır
Öğretmenlerin yüzde 47,8’inin öğrenme kayıplarını telafi etmek için 2021-2022 öğretim yılında
ihtiyacı olan öğrencilere telafi eğitimleri düzenlenmesi gerektiğini, yüzde 19,2’sinin Haziran-Temmuz
aylarında ihtiyacı olan öğrencilere yüz yüze telafi eğitimi verilmesi gerektiğini, yüzde 12,1’inin ise
Ağustos-Eylül aylarında ihtiyacı olan öğrencilere yüz yüze telafi eğitimi verilmesi gerektiğini belirtti.
Öğretmenlerin yüzde 7,7’si online ek dersler ile telafi eğitimlerinin yapılması gerektiğini, yüzde 10’u
öğrenme kayıplarını gidermek için bir şey yapılmasına gerek olmadığını ifade etmiştir. Katılımcılar, en
yüksek düzeyde öğrenme kaybının ilkokul 1. sınıf (yüzde 69,1), lise 4. sınıf (yüzde 43,9) ve ortaokul 4.
sınıf (yüzde 43) öğrencilerinde yaşandığını belirtmiştir. Katılımcılar, en az düzeyde öğrenme kaybı
yaşayan sınıf düzeylerini ise ilkokul 3. sınıf (yüzde 15,8), ortaokul 2. sınıf (yüzde 18,5), lise 2. sınıf
(yüzde 20,2) ve ortaokul 3. sınıf (yüzde 20,4) olarak tanımlamıştır. Eylül-Ekim aylarında ilkokul 1.
sınıflar, daha sonra diğer ilkokul sınıf düzeyleri ile 8 ve 12. sınıf düzeyleri kısa süreli yüz yüze eğitim
yapmış, ortaokul ve lise düzeyindeki diğer ara sınıflar ise uzaktan eğitim yapmıştır. Bu husus dikkate
alındığında katılımcıların neredeyse bir yıldır yüz yüze eğitime hiç katılmamış olan ara sınıfları en az
düzeyde öğrenme kaybı yaşayan sınıflar olarak tanımlanması dikkat çekicidir. Ayrıca, cinsiyet, okulun
bulunduğu yer, mesleki tecrübe, çalışılan okul türü ve bölgelere göre öğretmenlere yöneltilen
sorulara verilen cevaplarda; kadın öğretmenler erkek öğretmenlere göre, büyükşehir/şehir
merkezinde çalışan öğretmenler ilçe merkezi ile köy/kasaba/belde/kırsal alanda çalışan öğretmenlere
göre, 15 yıldan az tecrübeye sahip öğretmenler 16 yıl ve üzeri tecrübeye sahip olan öğretmenlere
göre, sınıf öğretmeni, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, İngilizce, Matematik, Türkçe gibi branşlar diğer
branş öğretmenlerine göre, İstanbul ve Batı Anadolu’da çalışan öğretmenler diğer bölgelerde çalışan
öğretmenlere göre çok daha yüksek oranda her gün ve haftada birkaç gün ders yaptıklarını ve çok
daha düşük oranda hiç ders yapmadıklarını, çok daha yüksek oranda öğrencilerin tümü ya da yarıdan
fazlasının derslere katıldığını, çok daha yüksek oranda farklı yöntemlerle öğrenme açığını kapatmaya
yönelik ek çalışmalar yaptıklarını, çok daha yüksek düzeyde müfredatı başarı ile tamamladığını, çok
daha yüksek düzeyde müfredattaki kazanımları büyük oranda verdiklerini ifade etmiştir.’’ dedi.
Öneriler
Mesut Öner, raporda yer alan önerilerden bir kısmını şöyle sıraladı:
-“Çocukların fiziki ve zihinsel olarak daha sağlıklı ve refah içinde büyümelerini sağlamak için, akranları
ile birlikte okul ve sınıf ortamında olmaları önemlidir. Bunun için gerekli tüm sağlık ve güvenlik
önlemleri alınmalı ve en temel politik öncelik olarak okulların yüz yüze eğitime devam etmesi
sağlanmalıdır.
-Öğretmenleri ve diğer okul personelini aşılamak, okulları güvenli bir şekilde açmak için önemlidir.
Eğitim çalışanlarını öncelikli olarak aşılamanın enfeksiyon riskini sadece onlar için değil, toplumun
tüm kesimleri için azaltacağı da dikkate alınmalıdır. Eğitim çalışanlarının bir an önce aşılanması, yüz
yüze eğitimin yeniden normalleşmesinin yanı sıra, bir yıldır okuldan uzak kalan öğrencilerimizin en
çok ihtiyaç duydukları eğitimin sosyalleştirme işlevinin geri dönüşüne en fazla katkıda bulunacak kritik
bir karar olacaktır.
-Okulları açmak ve okulların açık kalmasını sağlamak, öğrencilerin daha fazla kayıp yaşamasını önler.
Ortada bir yılını kaybetmiş milyonlarca öğrencinin olduğu dikkate alındığında öğrenme kaybıyla
mücadele için günü kurtarmak yerine, proaktif ve etkin stratejiler geliştirilmelidir. Öğrencilerin
öğrenme kaybını gidermek için elimizde sihirli bir değnek bulunmamaktadır. Bunun yerine, iyi bir
planlamaya, yoğun çalışmaya ve motivasyona ihtiyaç vardır. Öğrenme kaybını tespit çalışmalarına
ivedilikle başlanmalıdır. Öğrenme kaybını gidermek için millî bir seferberlik başlatılmalıdır. Öncelikle
öğrencilerin öğrenme kaybı düzeyi en kısa sürede tespit edilmelidir. Tüm öğrencilere yönelik
yapılacak öğrenme kaybını tespit etme çalışmaları, telafi eğitim programlarının içeriği, süresi,
uygulaması ve yöntemi gibi birçok kritik husus ile ilgili temel verileri sunacaktır. Öğrenme kaybını
tespit etme çalışmalarının en kısa sürede başlaması bir zorunluluktur.
-Öğretmenlerin büyük çoğunluğu farklı zaman dilimini ve yöntemini önerse de öğrencilerin öğrenme
kayıplarını telafi etmek için bir çalışma yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Farklı ülkelerde öğrenme
kayıplarını gidermek için yapılan uygulamalar dikkate alınarak, online telafi eğitimi programı bir an
önce başlatılmalıdır. Bilgi, beceri ve öğrenme kaybı düzeyi göz önünde bulundurularak, okul, ilçe
hatta şehir olarak benzer düzeyde olanların katılacağı telafi programları düzenlenmelidir. Benzer bir
yöntem ile benzer bilgi, beceri ve öğrenme kaybı düzeyine sahip öğrencilerin aynı okulda ya da yakın
okullarda telafi programlarına katılması sağlanmalıdır. Öğrenme kaybı yaşayan öğrencilerin mevcut
müfredatı takip etmesi makul değildir. Telafi uygulamasında olmazsa olmaz temel kazanımları içeren
bir müfredat planlaması yapılmalıdır.
-Salgın sürecinde eşitsizlikler daha da derinleşmiş, sosyo-ekonomik düzeye göre öğrenciler arasındaki
farklılık daha da artmıştır. Her öğrenciye kaliteli eğitim sunmak ve eşitsizlikleri azaltmak için
paydaşların katılımıyla köklü, kalıcı ve etkin bir reform programı geliştirilmelidir.”
Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı Mesut Öner, Eğitim-Bir-Sen
Genel Merkezi tarafından hazırlanan Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı Raporu’nu kamuoyu ile
paylaştı.
Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı Raporuyla, salgın sürecinde eğitimin ayrıntılı bir fotoğrafını
çektiklerini dile getiren Öner, “Salgın sürecinde eşitsizlikler daha da derinleşmiş, sosyo-ekonomik
düzeye göre öğrenciler arasındaki farklılık daha da artmıştır. Her öğrenciye kaliteli eğitim sunmak ve
eşitsizlikleri azaltmak için paydaşların katılımıyla köklü, kalıcı ve etkin bir reform programı
geliştirilmelidir” dedi.
Pandemi ilan edilmesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen koronavirüs salgınının ekonomiden
çalışma hayatına, sağlıktan eğitime hayatın bütün alanlarını olumsuz etkilemeye devam ettiğini
kaydeden Öner, açıklamalarına şu şekilde devam etti, ‘’Sendika olarak, salgın sürecinde ortaya çıkan
öğrenme kayıplarına dikkat çekmek amacıyla “Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı, Tespit ve
Öneriler” başlıklı raporu hazırladık. 16 sorudan oluşan veri toplama aracı, Türkiye genelinde online
anket tekniği ile (İBBS) Düzey 1 bölgesinde devlet okulunda çalışan 14 bin 943 öğretmene uygulandı,
6 soru öğretmenlerin profilini, 10 soru ise salgın sürecinde verilen uzaktan eğitimde öğretmenlerin
müfredatı takip etme, öğrencilerin öğrenme kayıpları düzeyi ile öğrenme kayıplarını telafi etmek için
neler yapılması gerektiğini kapsıyor.
Öğrencilerin üçte ikisi canlı dersleri takip edememiş, dersleri takip edenlerin üçte ikisi ise cep
telefonuyla dersleri takip edebilmiş
Türkiye’de uzaktan eğitim sürecinde teknolojik imkânları yetersiz olduğu için öğrencilerin derslere
bağlanamadı ya da dersleri takip edemedi. Türkiye İstatistik Kurumu 2020 verilerine göre hanelerin
yüzde 16,7’sinde masaüstü bilgisayar, yüzde 36,4’ünde taşınabilir bilgisayar, yüzde 22,4’ünde ise
tablet bilgisayar bulunmaktadır. Bu dijital araçların aynı evde olma oranlarının yüksek olduğu tahmin
edilmektedir. Ayrıca, çocukların ve ailelerinin dijital araçları eğitim süreçlerinde nasıl kullanacağına
ilişkin çocukların evdeki çalışma ortamları, ailelerin çocuklarının derslerine ilgisi; eğitim kurumlarının
ve öğretmenlerin uzaktan eğitim konusunda ne derecede donanımlı, buna ne kadar alışık oldukları ve
öğretmenlerin ne kadar hazırlıklı, online öğretimle ne derecede meşgul oldukları da oldukça önem arz
etmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre öğrencilerin üçte ikisi canlı dersleri takip
edememiş, dersleri takip edenlerin üçte ikisi ise cep telefonuyla dersleri takip edebilmiştir. Dersleri
yeterince takip edemeyen çocukların okulla bağları azalmakta ve ciddi bir öğrenme kaybı
yaşanmaktadır. Öğrencilerin öğrenme kayıplarının düzeyinin tespit edilmesi ve öğrenme kaybını telafi
etmek için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir.
ABD’nin New York eyaletinde öğrenme kaybının telafi edilmesi amacıyla eyalet eğitim departmanı her
okul için ‘yüksek kaliteli dijital müfredat’ ve bir ‘dijital öğrenme merkezi’ yapmayı önererek
öğrencilerin ve öğretmenlerin hem cihaz ve internete erişimlerini kolaylaştırmayı sağlamış hem de
okul saatleri dışında da öğretmenlerin, öğrencilerin öğrenme kayıplarını telafi edebilecekleri bir
imkân oluşturmuştur. Hollanda eğitim bakanlığı, öğrenme kayıplarının telafi edilmesi noktasında
bakanlık ve paydaşları tarafından hazırlanan raporda dört alternatif sunarak uygulanması için mali
yardım programı hazırlamıştır. Ayrıca, öğrenme kayıplarını telafi etmek için yaz okulu, normal okul
günü müdahalesi, uzun okul günü ve okul sonrası programları geliştirilmiştir. Fransa’da uzaktan
eğitim alan öğrenciler için okullardan ve öğretmenlerden her bir öğrencinin derslerinin en az yüzde
50’sinin yüz yüze olacağı bir plan uygulamaları istenmiştir. Fransa ve İngiltere, okulların kapalı olduğu
dönemde ortaya çıkan öğrenme kayıplarının derinleşmesi sebebiyle, ana politikaları, okulları
kapatmamak olmuştur. İngiltere, uzaktan eğitim sürecinde öğrenme kayıplarının önüne geçmek için
öncelikle dizüstü bilgisayar, tablet ve internet bağlantısına ihtiyaç duyan dezavantajlı ailelere
yardımda bulunmuştur. Bunun yanı sıra, öğrenme kayıplarını en aza indirmek için hassas çocuklar ve
kritik sektörlerde çalışan ailelerin çocukları için okulları açık tutmuştur.
Sağlanan destekler yetersiz
Türkiye, bu süreçte, TRT ile iş birliği yaparak uzaktan eğitim materyalleri hazırlamış, Mobil EBA Destek
noktası uygulamasını hayata geçirmiş, 500 bin tablet dağıtımını gerçekleştirmiş, GSM operatörleriyle
iş birliği yaparak öğrencilere ücretsiz 8 GB’ye kadar internet erişimi sağlamıştır. Ancak sağlanan bu
destekler yetersizdir. Okulların kapalı olduğu dönemde öğretmenlerin yüzde 52’si her gün ders
yaptığını, yüzde 31’i haftada birkaç gün ders yaptığını, yüzde 5’i haftada bir gün ve yüzde 3’ü birkaç
haftada bir gün ders yaptığını, yüzde 9’u ise canlı ders yapmadığını ifade etmiştir. Eylül 2020’de
yaptığımız ‘Pandemi Sürecinde Okulları Güvenle Açmak: Öğretmen ve Veli Araştırması’ Raporu’na
göre canlı ders yapma oranının önemli ölçüde arttığı, hiç ders yapmayan öğretmen oranının ise
azaldığı görülmektedir. Canlı ders yapan öğretmenlerin yüzde 6’sı öğrencilerin tamamının canlı
derslere katıldığını, yüzde 39’u yarıdan fazlasının katıldığını, yüzde 17’si yarısının katıldığını, yüzde 38’i
ise yarısından azının canlı derslere katıldığını belirtmiştir. Eylül 2020’de yaptığımız araştırma ile
kıyaslandığında güz döneminde derslere katılım oranı geçen yıl Mart-Haziran ayına göre daha
yüksektir. Bu artışa rağmen, hâlâ önemli oranda öğrencinin canlı derslere katılmadığı görülmektedir.
Canlı ders yapan öğretmenlerin yüzde 7’si canlı derslere katılamayan öğrencilerin öğrenme açığını
kapatmak için ek canlı ders yaptığını, yüzde 20’si ödev verdiğini, yüzde 60’ı derslerle ilgili doküman
gönderdiğini, yüzde 9’u bu konuda bir şey yapmadığını ifade etmiştir. Eylül 2020’deki araştırma
verilerimizle kıyaslandığında ek canlı ders yapma oranı güz döneminde Mart-Haziran dönemine göre
daha yüksektir.
Öğrenciler teknolojiye erişimde güçlük çekmektedir
Katılımcıları Yüzde 74’ü öğrencilerin teknolojiye erişim güçlüğü olduğunu, yüzde 47’si evden
çalışmanın getirdiği stres ve iş yükünü, yüzde 46’sı evde kaliteli internet hizmeti eksikliğini, yüzde 41’i
teknik cihaz eksikliğini (dersler için web cam, bilgisayar vb.), yüzde 40’ı canlı ders platformu
altyapısının yetersizliğini, yüzde 39’u öğrencinin dijital okuryazarlığının yetersizliğini, yüzde 38’i
müfredatı uzaktan eğitime adapte etmeyi, yüzde 34’ü dönüt vermeyi, yüzde 29’u uzaktan öğrenme
için öğretim materyali hazırlamayı, yüzde 20’si uzaktan eğitim ile ilgili yeterli bilgi ve deneyime sahip
olmamayı ifade etmiştir. Öğretmenlerin yaklaşık dörtte biri yüzde 90’dan daha fazla oranda
öğrencinin derslere katıldığını, her üç öğretmenden biri yüzde 50 ve üzeri öğrencisinin herhangi bir
uzaktan öğretim etkinliğine katılmadığını kaydetmiştir. Öğrencilerinin yüzde 70’inden fazlasının
herhangi bir uzaktan öğretim etkinliğine katılmadığını ifade edenlerin oranı ise yüzde 15’tir. Katılımcı
öğretmenlere göre öğrencilerin dersleri düzenli takip etmemesinin nedenleri şu şekildedir:
Öğrencilerin uzaktan eğitim sürecinin uzaması sebebiyle ciddi motivasyon kaybı içinde olması (yüzde
57,5), ebeveynlerinin çocuklara dijital öğrenme ortamında yardımcı olamaması (yüzde 44,6), ailelerin
çocuklara yeterince destek olmaması (yüzde 40,2), sınav ya da not gibi ölçme değerlendirmenin
yapılmaması (yüzde 38,0), öğrencilerin akranlarından uzak olmasıyla sosyal ve psikolojik olarak
olumsuz etkilenmesi (yüzde 36,6), ailesinin çalışması sebebiyle destek eksikliği (yüzde 29,9), sessiz
çalışma ve öğrenme ortamının olmaması (yüzde 26,7). Bu veriler, ailelerin teknolojik, fiziki ve sosyo-
kültürel imkânlarının çocukların uzaktan eğitime erişmelerinin üzerindeki en temel unsur olduğunu
ortaya koymaktadır.
Öğrenme kayıplarının telafisi için iyi bir planlama yapılmalıdır
Öğretmenlerin yüzde 47,8’inin öğrenme kayıplarını telafi etmek için 2021-2022 öğretim yılında
ihtiyacı olan öğrencilere telafi eğitimleri düzenlenmesi gerektiğini, yüzde 19,2’sinin Haziran-Temmuz
aylarında ihtiyacı olan öğrencilere yüz yüze telafi eğitimi verilmesi gerektiğini, yüzde 12,1’inin ise
Ağustos-Eylül aylarında ihtiyacı olan öğrencilere yüz yüze telafi eğitimi verilmesi gerektiğini belirtti.
Öğretmenlerin yüzde 7,7’si online ek dersler ile telafi eğitimlerinin yapılması gerektiğini, yüzde 10’u
öğrenme kayıplarını gidermek için bir şey yapılmasına gerek olmadığını ifade etmiştir. Katılımcılar, en
yüksek düzeyde öğrenme kaybının ilkokul 1. sınıf (yüzde 69,1), lise 4. sınıf (yüzde 43,9) ve ortaokul 4.
sınıf (yüzde 43) öğrencilerinde yaşandığını belirtmiştir. Katılımcılar, en az düzeyde öğrenme kaybı
yaşayan sınıf düzeylerini ise ilkokul 3. sınıf (yüzde 15,8), ortaokul 2. sınıf (yüzde 18,5), lise 2. sınıf
(yüzde 20,2) ve ortaokul 3. sınıf (yüzde 20,4) olarak tanımlamıştır. Eylül-Ekim aylarında ilkokul 1.
sınıflar, daha sonra diğer ilkokul sınıf düzeyleri ile 8 ve 12. sınıf düzeyleri kısa süreli yüz yüze eğitim
yapmış, ortaokul ve lise düzeyindeki diğer ara sınıflar ise uzaktan eğitim yapmıştır. Bu husus dikkate
alındığında katılımcıların neredeyse bir yıldır yüz yüze eğitime hiç katılmamış olan ara sınıfları en az
düzeyde öğrenme kaybı yaşayan sınıflar olarak tanımlanması dikkat çekicidir. Ayrıca, cinsiyet, okulun
bulunduğu yer, mesleki tecrübe, çalışılan okul türü ve bölgelere göre öğretmenlere yöneltilen
sorulara verilen cevaplarda; kadın öğretmenler erkek öğretmenlere göre, büyükşehir/şehir
merkezinde çalışan öğretmenler ilçe merkezi ile köy/kasaba/belde/kırsal alanda çalışan öğretmenlere
göre, 15 yıldan az tecrübeye sahip öğretmenler 16 yıl ve üzeri tecrübeye sahip olan öğretmenlere
göre, sınıf öğretmeni, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, İngilizce, Matematik, Türkçe gibi branşlar diğer
branş öğretmenlerine göre, İstanbul ve Batı Anadolu’da çalışan öğretmenler diğer bölgelerde çalışan
öğretmenlere göre çok daha yüksek oranda her gün ve haftada birkaç gün ders yaptıklarını ve çok
daha düşük oranda hiç ders yapmadıklarını, çok daha yüksek oranda öğrencilerin tümü ya da yarıdan
fazlasının derslere katıldığını, çok daha yüksek oranda farklı yöntemlerle öğrenme açığını kapatmaya
yönelik ek çalışmalar yaptıklarını, çok daha yüksek düzeyde müfredatı başarı ile tamamladığını, çok
daha yüksek düzeyde müfredattaki kazanımları büyük oranda verdiklerini ifade etmiştir.’’ dedi.
Öneriler
Mesut Öner, raporda yer alan önerilerden bir kısmını şöyle sıraladı:
-“Çocukların fiziki ve zihinsel olarak daha sağlıklı ve refah içinde büyümelerini sağlamak için, akranları
ile birlikte okul ve sınıf ortamında olmaları önemlidir. Bunun için gerekli tüm sağlık ve güvenlik
önlemleri alınmalı ve en temel politik öncelik olarak okulların yüz yüze eğitime devam etmesi
sağlanmalıdır.
-Öğretmenleri ve diğer okul personelini aşılamak, okulları güvenli bir şekilde açmak için önemlidir.
Eğitim çalışanlarını öncelikli olarak aşılamanın enfeksiyon riskini sadece onlar için değil, toplumun
tüm kesimleri için azaltacağı da dikkate alınmalıdır. Eğitim çalışanlarının bir an önce aşılanması, yüz
yüze eğitimin yeniden normalleşmesinin yanı sıra, bir yıldır okuldan uzak kalan öğrencilerimizin en
çok ihtiyaç duydukları eğitimin sosyalleştirme işlevinin geri dönüşüne en fazla katkıda bulunacak kritik
bir karar olacaktır.
-Okulları açmak ve okulların açık kalmasını sağlamak, öğrencilerin daha fazla kayıp yaşamasını önler.
Ortada bir yılını kaybetmiş milyonlarca öğrencinin olduğu dikkate alındığında öğrenme kaybıyla
mücadele için günü kurtarmak yerine, proaktif ve etkin stratejiler geliştirilmelidir. Öğrencilerin
öğrenme kaybını gidermek için elimizde sihirli bir değnek bulunmamaktadır. Bunun yerine, iyi bir
planlamaya, yoğun çalışmaya ve motivasyona ihtiyaç vardır. Öğrenme kaybını tespit çalışmalarına
ivedilikle başlanmalıdır. Öğrenme kaybını gidermek için millî bir seferberlik başlatılmalıdır. Öncelikle
öğrencilerin öğrenme kaybı düzeyi en kısa sürede tespit edilmelidir. Tüm öğrencilere yönelik
yapılacak öğrenme kaybını tespit etme çalışmaları, telafi eğitim programlarının içeriği, süresi,
uygulaması ve yöntemi gibi birçok kritik husus ile ilgili temel verileri sunacaktır. Öğrenme kaybını
tespit etme çalışmalarının en kısa sürede başlaması bir zorunluluktur.
-Öğretmenlerin büyük çoğunluğu farklı zaman dilimini ve yöntemini önerse de öğrencilerin öğrenme
kayıplarını telafi etmek için bir çalışma yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Farklı ülkelerde öğrenme
kayıplarını gidermek için yapılan uygulamalar dikkate alınarak, online telafi eğitimi programı bir an
önce başlatılmalıdır. Bilgi, beceri ve öğrenme kaybı düzeyi göz önünde bulundurularak, okul, ilçe
hatta şehir olarak benzer düzeyde olanların katılacağı telafi programları düzenlenmelidir. Benzer bir
yöntem ile benzer bilgi, beceri ve öğrenme kaybı düzeyine sahip öğrencilerin aynı okulda ya da yakın
okullarda telafi programlarına katılması sağlanmalıdır. Öğrenme kaybı yaşayan öğrencilerin mevcut
müfredatı takip etmesi makul değildir. Telafi uygulamasında olmazsa olmaz temel kazanımları içeren
bir müfredat planlaması yapılmalıdır.
-Salgın sürecinde eşitsizlikler daha da derinleşmiş, sosyo-ekonomik düzeye göre öğrenciler arasındaki
farklılık daha da artmıştır. Her öğrenciye kaliteli eğitim sunmak ve eşitsizlikleri azaltmak için
paydaşların katılımıyla köklü, kalıcı ve etkin bir reform programı geliştirilmelidir.”
Bu haber 1271 defa okunmuştur.







YORUMLAR