Reklam

"Cılız yağmur İstanbul'un su sorununa çare olamaz"

"Cılız yağmur İstanbul'un su sorununa çare olamaz"
12 Ocak 2021 - 13:50

İstanbul’da yağmur etkili olsa da kuraklık tehlikesi hala kapıda. Tatlı su kaynaklarının doluluk oranı kritik seviyelerde ve uzmanlara göre gerekli tedbirlerin alınmaması durumunda şehri gelecekte daha kötü senaryolar bekliyor.

Küresel ısınma...

Dünya genelinde bilim insanlarının uyarıları önceleri dikkate alınmasa da doğadaki değişimi artık çok daha endişe verici boyutta gözlemleyebiliyoruz.

Ormanların tahribatı, sera gazındaki hızlı artış, motorlu taşıtların yaydığı zararlı gazlar gibi sayısız etken, atmosferin alarm vermesine yol açtı.

Küresel ısınmaya bağlı olarak Türkiye’de her geçen gün tropikal iklim özellikleri daha fazla görülürken, son dönemde yağışların azalması özellikle İstanbul ve çevresinde göllerin ve barajların giderek kurumasına neden oluyor.

 

"Cılız yağmur İstanbul'un su sorununa çare olamaz"

 

Son birkaç günde gelen yağışlar baraj ve göllerdeki su miktarını artırsa da 'cılız' olarak nitelenen bu yağışlar İstanbul’un ve İstanbullunun geleceğini kurtaracak miktarda değil.

İSKİ verilerine göre İstanbul’daki barajları doluluk oranı yüzde 21,13 ve bu son 12 aydaki en düşük seviye olarak kaydedildi.

 

"Cılız yağmur İstanbul'un su sorununa çare olamaz"

 

Gölün sadece beşte biri dolu

İstanbul’un kuzeybatısında yer alan Terkos Gölü, şehrin en önemli tatlı su kaynaklarından biri.

5 kilometre genişliğe, 12 kilometre uzunluğa sahip gölün en derin noktası 11 metre...162 milyon metreküp su hacmiyle İstanbul’un en önemli can damarları arasında yer alıyor.

Geçmiş yıllara göre yağışların azlığı Terkos Gölü’nün de giderek kurumasına neden oluyor.

İSKİ verilerine göre 11 Ocak 2021 itibarıyla gölün doluluk oranının yüzde 21,98. Gölün kıyısına gidildiğinde ortaya çıkan manzara, bu verilerin doğruluğunu gözler önüne seriyor.

 

"Cılız yağmur İstanbul'un su sorununa çare olamaz"

 

Doğa isyan ediyor

Çok değil, daha birkaç ay önce gezi amaçlı kullanılan kanolar ve kayıklar bugün kurumuş zeminde gölün tekrar sularla dolmasını bekliyor.

Ebru Keçeci, bu manzaralara neredeyse her gün şahit oluyor. Gölün hemen kenarında bulunan Balaban Köyü’nde yaşayan Keçeci, 12 yıldır küçük bir kafe işletiyor.

Geçmişte gölün bu kadar çekildiğini hiç görmediğini belirten Keçeci'ye göre doğa bu yıl ağlamayı bıraktı artık isyan ediyor.

 

"Cılız yağmur İstanbul'un su sorununa çare olamaz"

 

Özellikle pandemi döneminde temizliğin hayati öneme sahip olduğunu ve bunun için su gerektiğini hatırlatıyor Keçeci.

Çok acil olarak su tasarrufuna gidilmesi gerektiğini söyleyen Ebru Keçeci, doğanın ve bununla bağlantılı olarak yağışların özüne dönmesi için ağaç dikilmesini de istiyor.

Keçeci “Biz doğadan ne alırsak kısa bir süre sonra doğa da onu bizden geri alır”diyor.

Köylüler fedakarlık yapıyor sırada şehirliler var

64 yaşında olan Harun Reşit Yılmaz doğma büyüme Balaban Köyü sakini.
Aynı zamanda köyün muhtarlığını da yapan Yılmaz, göldeki su çekilmesini şehrin artan nüfusuna bağlıyor.

Su seviyesinin azalmasında yağış miktarındaki azalmanın da etkisi olduğunu söylüyor Harun Reşit Yılmaz ve yağmurun sadece İstanbul’a yağmasının gölü doldurmaya yetmeyeceğinin altını çiziyor.

Köylüler olarak su tasarrufuna gittiklerini anlatan Harun Reşit Yılmaz, aynı fedakarlığı bütün İstanbullulardan da beklediklerini söylüyor.

 

"Cılız yağmur İstanbul'un su sorununa çare olamaz"

 

Balıklar gitti koyunlar geldi

1991-1996 yılları arasında şehrin tatlı su ihtiyacını karşılamak için yapılan Sazlıdere Barajı’nda durum daha vahim.

12 kilometrekare göl hacmi bulunan barajın 11 Ocak tarihi itibarıyla sadece yüzde 5,65’i sularla kaplı durumda.

Geçmişte suda yaşayan sayısız canlıya yuva olmuş göl zemininin büyük bölümünde şu an çobanlar koyunlarını ve keçilerini otlatıyor.

Göl kenarından oltalarını sulara bırakan balıkçılar ise bu kez kısmetlerini neredeyse gölün ortasında arıyor.

 

"Cılız yağmur İstanbul'un su sorununa çare olamaz"

 

Bu balıkçılardan bir tanesi Eyüp Hızlı, gölün 20 senelik müdavimi.

Amatör olarak olta balıkçılığı yapan Hızlı, ilk defa oltalarını gölün ortasından sulara bıraktığını anlatıyor.

Son iki senede göl seviyesinde belirgin bir düşüş olduğunu fakat bu yılki su kaybının çok fazla olduğunu belirten Eyüp Hızlı’ya göre bunun nedeni özellikle kar yağışının olmaması.

Hızlı, geleceği parlak görmediğini ve İstanbullular olarak acilen su tasarrufuna gidilmesi gerektiğini söylüyor.

 

"Cılız yağmur İstanbul'un su sorununa çare olamaz"

 

Daha vahim sonuçları beraberinde getirebilir

Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy, yaşanılan bu sorunun 'meteorolojik kuraklık' olduğunu söyledi.

Gereklik önlemlerin alınmaması durumunda kuraklığın İstanbullulara tarımsal kuraklık ve su kıtlığı gibi yansımaları olacağını belirten Ersoy, son günlerdeki yağışları “Cılız yağmurlar” olarak adlandırıyor.

Bu yağmurların İstanbul'un su ihtiyacını tamamen karşılayacak güçte olmadığını söyleyen Şükrü Ersoy, İstanbulluların bu yağmurlara aldanmaması gerektiğini belirterek ekliyor:

"Dünyada küresel iklim değişimiyle beraber en önemli sorun buharlaşma.” 

 

"Cılız yağmur İstanbul'un su sorununa çare olamaz"

 

Atmosfere açık su yüzeylerinin buharlaşma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu söyleyen Ersoy, en yeni önlemler arasında yeraltı barajlarının bulunduğunu anlatıyor. Bunun, yer altında su depolayabilecek zeminleri bulup suları biriktirebileceğimiz bir çözüm olduğunu hatırlatan Ersoy, şöyle konuşuyor:

“Böylelikle normal barajlardaki su kaybının yüzde 30’u engellenebiliyor. Önümüzdeki 10 yıl için en stratejik madde sudur, petrol kadar önemlidir.”

 

"Cılız yağmur İstanbul'un su sorununa çare olamaz"

 

İyi şeyler beklemiyormuş gibi hareket etmek lazım

Klasik sulama yöntemlerinden vazgeçmemiz gerektiğini de hatırlatan Ersoy, bu önlemleri ülke olarak tarım ve hayvancılığımıza yansıtmamız gerektiğini savunuyor.

Ersoy, sözlerini şöyle tamamlıyor:

"Su iyi kullanılmadığı takdirde bizleri su kıtlığı bekliyor. Su kıtlığı tarımsal kuraklık demek, açlık demek, bulaşıcı hastalıklar demek, kitlesel göçler demek. Tarımın olmayacağı bir ülkede gelecek nesiller de sağlıklı beslenemez. Afrika’daki su kıtlığını baz alarak gelecekte İstanbul’da bizi iyi şeyler beklemiyormuş gibi hareket etmemiz gerekli."

Bu haber 769 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum