ÇERNOBİL'İN 35. YILINDA GAZİEMİR 14 YILDIR NÜKLEER ATIKLAR İLE YAŞIYOR…
26 Nisan 2021 - 16:45
26 Nisan 1986’da, Sovyetler Birliğinde Kiev’e 110 Km uzaklıkta bulunan Çernobil Nükleer
Santralinde meydana gelen kaza ve patlama sonucu dünyanın en büyük nükleer felaketinin
üzerinden 35 yıl geçti. Felaketin üzerinden 35 yıl geçmesine rağmen, meydana gelen kazanın
sonuçları günümüzde de hissediliyor.
Dünya nükleer santrallerden vazgeçme sürecine girerken, ülkemiz Mersin/Akkuyu, Sinop/
İnceburun, Kırklareli/ İğneada’da planlanan nükleer santraller ve Akkuyu ve Sinop’ta devam
eden yapım süreçleri ile büyük çevresel ve yaşamsal risklere itiliyor.. Santrallerin ÇED
Raporlarının yetersizliğine yönelik hukuki süreçler ve itirazlar dikkate alınmadı. Yapım
sürecinde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan eksiklikler riskin boyutunu da büyütmeye devam
etmektedir.
Kentimizde; İzmir Gaziemir’de 1940 lı yıllarda kurulan Aslan Kurşun Fabrikası sahasında 2007
yılında tespit edilen ve 2013 yılında, 8 yıl önce, 5 milyon 79 bin 900 TL ile tarihin en büyük
çevre cezasının kesildiği bildirilen, 2020 yılında cezası onanan tehlikeli ve nükleer atıklar ile
ilgili olarak 2021 yılına geldiğimiz 14 yıllık zaman diliminde İzmir Halkı nükleer atıklarla
birlikte yaşamaya devam ediyor.
Nükleer atıkların nasıl bertaraf edileceğinin cevabı bulunmazken, Gaziemir’de radyoaktif atıkları
alandan temizleyemeyen, bertaraf edemeyen, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) güncel adı
ile Türkiye Enerji Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu, nükleer santral atıklarının
yönetiminden de sorumlu ve ülkemizin farklı bölgelerinde nükleer atık bertaraf alanları
oluşturulmasına yönelik çalışmalar yürütülüyor.
Çevre Bakanlığı tarafından Geri Dönüşüm tesisi olarak lisans almış, atıklarımızı
mevzuatlarımıza uygun olarak bertaraf etmekle yükümlü olan, lisanslı ve denetimleri
gerçekleştirilen bir firmanın bahçesinde bulunan atıklar hala yerinde, sorumlular yok, çözüm
yok, kamuoyunu bilgilendirme yok, Çevre Bakanlığı ve Türkiye Enerji Nükleer ve Maden
Araştırma Kurumu nerede?..
Nükleer santralleri mutfak tüpünden daha az tehlikeli gören, ülkemizde nükleer santralleri bir an
önce gerçekleştirme yarışına giren, ÇED süreçlerini halkın katılımını engelleyen yönetimlerin;
Gaziemir’de radyoaktif atıklarla ilgili tutumu; Ülkemizde ve Kentimizde yaşamlarımızın nasıl
hiçe sayıldığının önemli bir göstergesidir. Nükleer atıkların nasıl İzmir'e geldiği ve bu alanda
gömüldüğü, bu konuda hangi işlemlerin yapıldığı konularında ise bu güne kadar hiç bir açıklama
kamuoyu ile paylaşılmamıştır. Bu sorumluluk merkezi ve yerel idarelerin tamamına aittir. Bu
örneklerin bir daha yaşanmaması adına, alanın temizlenmesi ve sorumluları ile ilgili gereğinin
yapılması için tüm kararlılığımızla mücadeleye devam edeceğiz.
Ülkemizi nükleer santral macerasına kontrolsüz bir şekilde hızlandıran yönetimler; 14 yılda
İzmir Kentinin ortasında bulunan nükleer atıkların nasıl kimin tarafından geldiğini açıklamadığı
gibi alanını temizlenmesine yönelik hiç bir çalışma yapamamıştır. İzmir deki nükleer atıkları 14
yıldır çözemeyen yetkililer nükleer santrallerin geri dönüşü olmayan risklerini nasıl
yöneteceklerdir ?
Çernobil Nükleer Faciası, Fukişima felaketi ve sonrasında yaşananlar ve ortaya çıkan gerçekler
ve Kentimizde Gaziemir nükleer atıklar süreci bir kez daha göstermiştir ki Nükleer Santral
macerasından vazgeçilmelidir..
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Barosu, İzmir Tabib Odası olarak; kamusal ve
toplumsal sorumluluğumuz gereği Gaziemir’i birlikte takip ettiğimizi bir kez daha yineleyerek
cevabını alamadığımız sorularımızı tekrar tekrar sormaya devam ediyoruz,
Gaziemir`de depolandığı anlaşılan radyoaktif ve zehirli maddelerin bölgeden
uzaklaştırılması konusunda neler yapılmıştır? Alan ne zaman temizlenecektir?
Bölgeden uzaklaştırılacak atık miktarı nedir nerede bertaraf edilecektir?
Alanda mevcut kirlilik ve etkilerine yönelik izleme ve ölçümler düzenli olarak
gerçekleştirilmekte midir?
Bölgede sağlık taraması ve izleme çalışması yapılmış mıdır?
Ülkemize girişi yasak olan nükleer atıkların bölgeye nasıl geldiği konusunda çalışmalar
nelerdir?
Sürecin sorumluları hakkında yürütülen hukuki süreç ve çalışmalar nelerdir?
Firmaya kesilen Çevre Cezası ile ilgili süreç nedir?
Ülkeye girişi yasak olan atıkları, bahçesine gömen ve başka bir alanda faaliyetine devam
eden firma ile ilgili yürütülen süreçler nelerdir?
İlgili Kurumların alanda yürütülecek çalışmalara ilişkin programı, takvimi ve süreci
nedir?
Gaziemir’de radyoaktif atıklar ile yaşamaya devam ederken, ülkemizin atık çöplüğü olma
noktasında, kentimizde yine bir ithal atık ile ilgili mücadele devam ediyor… Aliağa Gemi
Söküm Tesislerinde sökülmek üzere satın alınan, 1963-2000 yılları arasında Fransız
Donanmasında sonra Brezilya Donanmasında kullanıldıktan sonra hurdaya ayrılan ve bu süreç
içerisinde nükleer denemelerde kullanıldığı, asbest ve bir çok tehlikeli kimyasal atık içerdiği
iddia edilen Uçak gemisi NAe Sao Paulo ile ilgili mücadele de, sürdürülebilir kentlerde sağlıklı
yaşam mücadelemizin güçlenerek devam etmesi zorunluluğunu ortaya koyuyor..
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Barosu, İzmir Tabib Odası olarak, konunun
takipçisi olduğumuzu bir kez daha vurguluyor; ilgili kurum ve kuruluşları sorularımızın
cevaplanması, kamuoyunu bilgilendirme ve bu süreçte görevini ihmal eden ilgili kurum ve
kuruluşlar ile ilgili gerekli idari ve adli süreçlerin yürütülmesi için gereğinin yapılması çağrımızı
tekrarlıyoruz…
Gaziemir’i Unutmuyoruz.. Unutturmayacağız..
Çözüm İçin Güçlü Örgütlü Mücadelemizden Vazgeçmeyeceğiz…
Santralinde meydana gelen kaza ve patlama sonucu dünyanın en büyük nükleer felaketinin
üzerinden 35 yıl geçti. Felaketin üzerinden 35 yıl geçmesine rağmen, meydana gelen kazanın
sonuçları günümüzde de hissediliyor.
Dünya nükleer santrallerden vazgeçme sürecine girerken, ülkemiz Mersin/Akkuyu, Sinop/
İnceburun, Kırklareli/ İğneada’da planlanan nükleer santraller ve Akkuyu ve Sinop’ta devam
eden yapım süreçleri ile büyük çevresel ve yaşamsal risklere itiliyor.. Santrallerin ÇED
Raporlarının yetersizliğine yönelik hukuki süreçler ve itirazlar dikkate alınmadı. Yapım
sürecinde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan eksiklikler riskin boyutunu da büyütmeye devam
etmektedir.
Kentimizde; İzmir Gaziemir’de 1940 lı yıllarda kurulan Aslan Kurşun Fabrikası sahasında 2007
yılında tespit edilen ve 2013 yılında, 8 yıl önce, 5 milyon 79 bin 900 TL ile tarihin en büyük
çevre cezasının kesildiği bildirilen, 2020 yılında cezası onanan tehlikeli ve nükleer atıklar ile
ilgili olarak 2021 yılına geldiğimiz 14 yıllık zaman diliminde İzmir Halkı nükleer atıklarla
birlikte yaşamaya devam ediyor.
Nükleer atıkların nasıl bertaraf edileceğinin cevabı bulunmazken, Gaziemir’de radyoaktif atıkları
alandan temizleyemeyen, bertaraf edemeyen, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) güncel adı
ile Türkiye Enerji Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu, nükleer santral atıklarının
yönetiminden de sorumlu ve ülkemizin farklı bölgelerinde nükleer atık bertaraf alanları
oluşturulmasına yönelik çalışmalar yürütülüyor.
Çevre Bakanlığı tarafından Geri Dönüşüm tesisi olarak lisans almış, atıklarımızı
mevzuatlarımıza uygun olarak bertaraf etmekle yükümlü olan, lisanslı ve denetimleri
gerçekleştirilen bir firmanın bahçesinde bulunan atıklar hala yerinde, sorumlular yok, çözüm
yok, kamuoyunu bilgilendirme yok, Çevre Bakanlığı ve Türkiye Enerji Nükleer ve Maden
Araştırma Kurumu nerede?..
Nükleer santralleri mutfak tüpünden daha az tehlikeli gören, ülkemizde nükleer santralleri bir an
önce gerçekleştirme yarışına giren, ÇED süreçlerini halkın katılımını engelleyen yönetimlerin;
Gaziemir’de radyoaktif atıklarla ilgili tutumu; Ülkemizde ve Kentimizde yaşamlarımızın nasıl
hiçe sayıldığının önemli bir göstergesidir. Nükleer atıkların nasıl İzmir'e geldiği ve bu alanda
gömüldüğü, bu konuda hangi işlemlerin yapıldığı konularında ise bu güne kadar hiç bir açıklama
kamuoyu ile paylaşılmamıştır. Bu sorumluluk merkezi ve yerel idarelerin tamamına aittir. Bu
örneklerin bir daha yaşanmaması adına, alanın temizlenmesi ve sorumluları ile ilgili gereğinin
yapılması için tüm kararlılığımızla mücadeleye devam edeceğiz.
Ülkemizi nükleer santral macerasına kontrolsüz bir şekilde hızlandıran yönetimler; 14 yılda
İzmir Kentinin ortasında bulunan nükleer atıkların nasıl kimin tarafından geldiğini açıklamadığı
gibi alanını temizlenmesine yönelik hiç bir çalışma yapamamıştır. İzmir deki nükleer atıkları 14
yıldır çözemeyen yetkililer nükleer santrallerin geri dönüşü olmayan risklerini nasıl
yöneteceklerdir ?
Çernobil Nükleer Faciası, Fukişima felaketi ve sonrasında yaşananlar ve ortaya çıkan gerçekler
ve Kentimizde Gaziemir nükleer atıklar süreci bir kez daha göstermiştir ki Nükleer Santral
macerasından vazgeçilmelidir..
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Barosu, İzmir Tabib Odası olarak; kamusal ve
toplumsal sorumluluğumuz gereği Gaziemir’i birlikte takip ettiğimizi bir kez daha yineleyerek
cevabını alamadığımız sorularımızı tekrar tekrar sormaya devam ediyoruz,
Gaziemir`de depolandığı anlaşılan radyoaktif ve zehirli maddelerin bölgeden
uzaklaştırılması konusunda neler yapılmıştır? Alan ne zaman temizlenecektir?
Bölgeden uzaklaştırılacak atık miktarı nedir nerede bertaraf edilecektir?
Alanda mevcut kirlilik ve etkilerine yönelik izleme ve ölçümler düzenli olarak
gerçekleştirilmekte midir?
Bölgede sağlık taraması ve izleme çalışması yapılmış mıdır?
Ülkemize girişi yasak olan nükleer atıkların bölgeye nasıl geldiği konusunda çalışmalar
nelerdir?
Sürecin sorumluları hakkında yürütülen hukuki süreç ve çalışmalar nelerdir?
Firmaya kesilen Çevre Cezası ile ilgili süreç nedir?
Ülkeye girişi yasak olan atıkları, bahçesine gömen ve başka bir alanda faaliyetine devam
eden firma ile ilgili yürütülen süreçler nelerdir?
İlgili Kurumların alanda yürütülecek çalışmalara ilişkin programı, takvimi ve süreci
nedir?
Gaziemir’de radyoaktif atıklar ile yaşamaya devam ederken, ülkemizin atık çöplüğü olma
noktasında, kentimizde yine bir ithal atık ile ilgili mücadele devam ediyor… Aliağa Gemi
Söküm Tesislerinde sökülmek üzere satın alınan, 1963-2000 yılları arasında Fransız
Donanmasında sonra Brezilya Donanmasında kullanıldıktan sonra hurdaya ayrılan ve bu süreç
içerisinde nükleer denemelerde kullanıldığı, asbest ve bir çok tehlikeli kimyasal atık içerdiği
iddia edilen Uçak gemisi NAe Sao Paulo ile ilgili mücadele de, sürdürülebilir kentlerde sağlıklı
yaşam mücadelemizin güçlenerek devam etmesi zorunluluğunu ortaya koyuyor..
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Barosu, İzmir Tabib Odası olarak, konunun
takipçisi olduğumuzu bir kez daha vurguluyor; ilgili kurum ve kuruluşları sorularımızın
cevaplanması, kamuoyunu bilgilendirme ve bu süreçte görevini ihmal eden ilgili kurum ve
kuruluşlar ile ilgili gerekli idari ve adli süreçlerin yürütülmesi için gereğinin yapılması çağrımızı
tekrarlıyoruz…
Gaziemir’i Unutmuyoruz.. Unutturmayacağız..
Çözüm İçin Güçlü Örgütlü Mücadelemizden Vazgeçmeyeceğiz…
Bu haber 1101 defa okunmuştur.







YORUMLAR