BUCA NEFES ALSIN! ESKİ BUCA CEZAEVİ ALANI KAMUSAL ALANA DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR!

BUCA NEFES ALSIN! ESKİ BUCA CEZAEVİ ALANI KAMUSAL ALANA DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR!
18 Ekim 2022 - 10:11
Kamusal bir bina yıkılmıştır.
Geride kalan alanın kentin
ihtiyacı olan yeşil alan
ihtiyacını karşılaması
gerekirken, Alanın neredeyse
%70’lik bölümü yüksek bir
yoğunlukla 25 metre
yüksekliğinde ticari inşaat
yapımına uygun şekilde
planlanmıştır. Bu yaklaşımda
kamu yararı nerededir?
Buca’da yaşayan
vatandaşlarımızın ticaret ve
konut alanlarından çok, başta
yeşil alan olmak üzere
kamusal alanlara ihtiyaçları
vardır. Bütün bunlar
yapılırken başta Buca’da
yaşayan vatandaşlar olmak
üzere bu kentte yaşayan
vatandaşların fikri sorulmuş
mudur?
Planlama yetkisi
belediyedeyken bu alanın
rezerv alan ilan edilmesi ile
yetki bakanlığa geçmiştir.
Neden rezerv alan ilan
edilmiştir. Belediye elbette kendi sınırları içinde ihtiyacına yönelik planlama yapabilecekken
neden yetki gaspı yapılmıştır? Neyin hazırlığı yapılmaktadır?
Yapılan yüksek lisans tezlerinde ortaya konulduğu gibi İzmir’de kişi başına düşen yeşil alan
en fazla 5 m² iken bu oran Stockholm’de 87 m² Amsterdam da 45,5 m²’dir. Önemli olan beton
yığını kentler yaratmak değil, insan onuruna yaraşır, 21. Yüzyıl insanının ihtiyaçlarını gözetir
kentler yaratmaktır. 1
TMMOB’a bağlı odalar olarak askıdaki planı kabul etmediğimizi ve kamu yararı gözetmeyen,
bu plana karşı tüm hukuki direnişi sergileyeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız. Kenti,
kentli hakkını korumak için elimizden yapacağız.
İzmir Buca Cezaevi'nin, resmi adıyla İzmir Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu'nun, kapalı ve
açık cezaevi olarak 1959 yılından itibaren kullanılıyor iken yıllar içinde Buca ilçesinin
merkezinde kalması nedeni ile kaldırılması sürekli gündeme gelmiştir. Şakran Cezaevinin
yapılması sonrası İzmir Buca Cezaevi tamamen kapatılmış ve üzerindeki tüm yapılar da yıkılmıştır. 1959 yılından beri ilçede hizmet veren cezaevinin yıkılması ile İzmir ve Buca
ilçesinde bir dönem sona ermiştir.
Fikirleri nedeniyle çok sayıda politik mahkumun ve ailelerinin hayatlarında insan hakları
açısından kabul edilemez olaylara sahne olmuş Buca Cezaevi alanı kamusal ihtiyaç nedeniyle
değil tamamen rant amacıyla çok hızlı bir şekilde yıkılmış; üstelik bu yıkım, binalarda
bulunan asbest ve tehlikeli maddelerin tespit ve sökümünü gerçekleştirmeden halkımızın
sağlığı tehlikeye atılmıştır.
2021 yılı TÜİK verilerine göre 517.963 kişi olan nüfusu ile İzmir ilinin en büyük ilçelerinden
biri olan ve sosyal/teknik altyapı alanları ihtiyacı açısından son derece yetersiz olan Buca
ilçesi nefes alamamaktadır. İşte tam da bu nedenle Buca Cezaevi alanının yıkımı sonrası
ortaya çıkan yaklaşık 80.000 m²’lik alanın kamusal kullanımlara ayrılması gerekmektedir.
Ancak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan imar planları ile
alanın çok büyük bir kısmı bölgeye nüfus ve inşaat yoğunluğu getirecek Ticaret ve Konut
Alanı olarak (taşınmazın yaklaşık % 70’lik kısmının H:25.80 metre yükseklikle) düzenlenerek
halkımızın kamusal alan talepleri görmezden gelinmiştir. Bu karar, kamu mülkiyetinin plan
açıklama raporlarında ifade ettikleri gibi “… gelir ve hasılat getirecek…” şeklindeki bir
anlayışla yapılıyor olması durumun ne kadar vahim olduğunu göstermektedir.
Kentimizin mevcut durumu göz önüne alındığında, bu kararın nüfus ve yapı yoğunluğunu
artıracağı ve bunun kent sağlığı açısından büyük bir risk oluşturacağı kaçınılmaz bir gerçektir.
İlçedeki yapı yoğunluğu ve bunun getirdiği nüfus yoğunluğu ile birlikte düşünüldüğünde, bu
alanın ne olması gerektiği ile ilgili tasarrufun ne olacağı aslında çok net ortadadır. Plan kararlarının ana öznesi, insan için insanca yaşam alanlarının oluşturulmasıdır. Bu alanın
konut ve ticaret alanı olarak planlanması sonucu oluşacak durumun bölgeye getireceği hiçbir
artı olmayacağı gibi tam tersi bölgeyi daha da yaşanmaz bir hale getireceği aşikardır. Bu
nedenle, alanın yeşil alan olarak değerlendirilmesi hayati gerekliliktir.
Alanın, bölgenin sıkışık dokusuna nefes aldıracak bir açık kamusal mekâna dönüştürülmesi
asıl hedef olmalıdır. İlçe bütünündeki yeşil alanların parçalı dokusu düşünüldüğünde bu

büyüklükte bir alanın dönüşümü ile habitat yaratılması, biyoçeşitliliğin korunması, kentsel ısı
adası etkisinin azaltılması, hava kalitesinin artırılması ve yağmur suyunun yönetimi gibi
konularda kent ekosistemine değerli katkılar sağlanacaktır.
Kentsel aktif yeşil alanlarda en önemli konulardan biri bölgede yaşayanların nitelikli yeşil
alanlara ulaşılabiliyor olmasıdır. Her ülke bu konuda standartlar oluşturmuştur. Bu standart
Berlin için 500 m yürüme mesafesinde 0.5 ha yeşil alan iken Hollanda’da evden 500 m
yarıçap uzaklıkta kişi başı 60 m 2 yeşil alana ulaşabiliyor olmasıdır. 2 Buca Cezaevi’ne yürüme
mesafesinde bulunan Barış, Menderes ve Ali Rahmi Bey mahallerinin mevcut durumda kişi
başına düşen yeşil alan miktarı yaklaşık 1 m²’dir. Kent içi bağlantılı yeşil alanlar oluşturma
stratejisinin gerekliliği ülkemizde ve tüm dünyada kabul görmüştür. İzmir gibi metropol
kentlerde bunu sağlayabilmek adına alan bulmak en büyük sorunlardandır. Bu büyüklükte bir
alanı aktif yeşil alana dönüştürmek, İzmir kenti için alınması gereken önemli bir karardır.
Ayrıca deprem riskinin güncelliğini koruduğu İzmir’de kişi başına düşen nitelikli afet
toplanma alanı miktarını artırmak da önemli bir konudur. Bu noktada, mevcut durumda afet
toplanma alanları açısından kısıtlı bir kentsel açık alan varlığı sunan ilçe için Buca
Cezaevi’nin yeşil alana dönüştürülmesi fikrinin, kişi başına düşen afet toplanma alanı
miktarını artıracağı çok net bir gerçektir.
Halk sağlığı, çevre sağlığı ve kent sağlığının korunması ve iyileştirilmesi için alana yönelik
düzenlemenin, yapılaşmadan ziyade tüm İzmirlilerin ortaklaşa kullandığı kentsel açık yeşil
alan yönünde olması asıl meselemiz olmalıdır!
Unutulmamalıdır ki,
Kaldırılan alan kamusal bir alandır ve yine kamusal alan olarak kullanılması kamusal
bir haktır. TMMOB İl Koordinasyon Kurulu olarak Buca Cezaevi`nin kaldırılmasıyla
ortaya çıkan alana yönelik kullanım kararlarının yapı ve trafik yoğunluğunu artıracak
kullanımlar yerine tarihsel geçmişi ile bütünlük içerecek şekilde kamusal bir kullanım
kararına dönüştürülmesi gegrektiğini vurguluyoruz. Planlama ilkeleri şehircilik esasları
da aynen bunu ifade etmektedir. Buna rağmen bu hatalı kararın altına imza atan ya da
bu karara sessiz kalan tüm karar vericilerin asli görevlerinin kendilerine bu yetkiyi
veren kamunun ihtiyaçları doğrultusunda hizmet için görev yapmaları olduğunu
buradan tekrar hatırlatarak onları sorumluluğa davet ediyoruz. Tabi ki buradaki en
büyük sorumluluk İzmir halkına düşüyor. Tüm İzmir halkını bu yanlış kararı
durdurmak amacıyla hazırlanan örnek itiraz dilekçesi ile İzmir Valiliği Çevre,
Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nde askıya çıkarılan imar planı
değişikliklerine 08.11.2022 tarihine kadar itiraz etmeye davet ediyoruz.
Kamuoyuna saygı ile duyururuz.
TMMOB İL KOORDİNASYON KURULU
Bu haber 1306 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum