Reklam

ANLAYIŞ MESELESİ

ANLAYIŞ MESELESİ

ANLAYIŞ MESELESİ
14 Ekim 2020 - 16:14
Reklam

ANLAYIŞ MESELESİ

Uzun bir süredir hiçbir şeye karışmıyor ve yazmıyordum! Seçimlerin üzerinden 18 aydan fazla bir süre geçti… Siyasette ve sosyal yaşantıda herkesin bir duruş sahibi olması gerektiğine inanan birisiyim. Bu yüzden de her zaman bu şekilde hareket etmeyi kendime görev edindim. Siyasette dik durmak çok önemlidir. Kişiliğinizi, değer yargılarınızı ve kriterlerinizi toplumun değer yargılarıyla harmanlayıp, yaptığınız işe yansıtmanız gerekmektedir.
Çıkarınız için, erkin karşında yalakalık yapmak, el etek öpmek, siyaseten bir yerlere gelmenin yolunun hak etmekten ve liyakattan geçmesinin yerine biattan geçtiğine inanmak, doğru olmadığını bildiğiniz halde şirin görünmek adına, doğruya yanlış demek yanlış bir yöntemdir. İnatla bu şekilde davranmanız, tek kullanımlık ürün gibi değerlendirilmenize neden olacaktır. Aslında tüm bu düşünceler ışığında, insanların sizi nasıl gördüğü önem kazanmaktadır. Doğduğum, büyüdüğüm ve yaşadığım Güzelbahçe de, yakın bir geçmişte 10 sene aktif siyaset yaptım ve sonuçta ilçemin yönetimine talip oldum. Üyesi olduğum CHP yönetiminin yapmış olduğu Kamuoyuna yönelik anketlerde Güzelbahçe halkının %72’sinin beni anladığını, istediğini ve bu süreçte beni desteklediğine bizzat şahit oldum. Kaldı ki, anlayamayan çok küçük bir kesim ile de hem siyasi, hem de sosyal olarak yollarımızı ayırdık. Ben her partili arkadaşım gibi, CHP’nin bana verdiği hak ile ilçemin yönetimine talip oldum. 7 partili arkadaşımla da rekabet yaptım. Ancak hiçbirisi ile hasmane yaklaşım içinde bulunmadım. Buna rağmen sanki böyle eylemlerde bulunmuşum gibi, arkamdan konuşulduğunun da farkındayım ve duyumlar da sıkça oluyor. Halkın içinde yaşıyorum, hiçbir zaman elitist davranışlar sergilemedim. Hizmet sektörü ile iştigal ettiğimden, mekanıma gelen kişiler zaman zaman mevcut yönetimle ilgili şikayetlerini iletmeye çalışıyorlar. Bu sitemleri olumsuz bir düşünceyle yorumlamıyor ve en önemlisi böyle bir algıyı desteklemiyorum. Daha önemlisi, beni bu yönde etkilemeye çalışan düşünceleri her zaman reddettim. Aradan bu kadar süre geçmesine rağmen aktif siyasetten neredeyse çekildim. Hatta bunu Genel Merkezden beni telefonla arayan kişilere de belirttim. Sadece uzaktan izliyorum, Şükürler olsun ki, çok dost biriktirmişim, beni anlayan insanlar ile görüşmeye devam ediyorum.
Anlaşılmak demiştim; Aslında bazı insanların benim duruşumu anlamasını hiçbir zaman beklemedim, kolayı seçmedim. Sosyal medyada, sokakta şikayet etmedim, uğradığım büyük haksızlıklara hatta arkamdan iş çevirmelere rağmen kaçıp gitmedim, susup izlemeyi tercih ettim. Bu suskunluğum birilerini memnun etti, birilerini şaşırttı. Ancak mağdur edebiyatı yapmayı kendine şiar edinenler, kendilerine yönelen her olumsuzluğun altında beni aradılar. Halbuki benim insani bakış açımla onların başına gelebilecek olan bir takım hatalı uygulamalara göğüs gerdiğimden haberleri bile yok. Onların arayışı Günah Keçisi yaratmak yönünde oldu.
Ben siyaseti dik duruş sanatı olarak öğrenmiştim. Meğer prim yapabilmek için, bazıları gibi mağduru oynamak gerekiyormuş.Kişisel olarak siyasetin Halk için yapılmasını ilke olarak kabul edenlerdenim. Geçmiş siyasi yaşamımda, önceliğim daima ilçemin geleceği oldu. Kendi kişisel çıkarlarımı her zaman ötelediğim için de, kimseye yalakalık yapmadım. Siyasi istikbalimi yanlışa doğru diyerek, konu mankenliği yaparak sağlamayı acizlik olarak gördüm. Nasıl ve neden belediye başkan adayı yapılmadığımızı tüm Güzelbahçe kamuoyu biliyordur. Bu konulara girmek istemiyorum, ancak bana halkta karşılığın var, tabanda ve sokakta varsın, bu mevcut durumu kabul et, seni Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi yapalım dediler… Kabul etmedim. Çünkü bir noktada bırakmasını bilmek lazım. Ben zaten meclis üyeliğine devam etmek isteseydim ortalama bir davranışla ceketimi ilikler, her şeye evet der, sorun çıkarmadan zaten güle oynaya meclis üyesi olabilirdim. Amacım ve arzum başkan adayı olmaktı. Size inanan insanlar ile menfaatsiz yürümek en doğrusu. Görevler tercih meselesidir ama her şey değil. Belediye başkanlığından ve meclis üyeliğinden daha önemli şeyler var hayatta. Ben kişisel olarak daha önemli şeyleri seçtim. Bir kısım insanların adeta takla attığı, yalakalık yaptığı, ilkelerinden bile ödün verdiği görevleri kabul etmemekte bir tercihtir. İnsanların değerlerini yaptıkları görevler ve pozisyonları belirlemez… Görevler, makamlar gelip geçicidir. Asıl olan bırakılan hoş sadadır.  Alpay Kandemir.

Bu haber 1594 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
  • Reklam
  • Reklam