Ailelerin teknolojiye bakış açısı değişti

Ailelerin teknolojiye bakış açısı değişti
24 Şubat 2021 - 10:33
İZMİR (Ege Ajans)- Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve
Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi aynı zamanda
EÜ Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Müdürü de olan
Prof. Dr. Zeki Yüncü, Covid-19 pandemisinin 10 yıl önce yaşanması durumunda
özellikle çocukların çok daha zor bir süreçten geçeceklerini söyledi. Pandemi
döneminde ailelerin teknolojiye karşı bakış açılarının değiştiğine dikkat çeken
Prof. Dr. Yüncü, birebir ilişkinin önemine vurgu yaparak ailelere çocuklarıyla
evde nasıl vakit geçirmelerine ilişkin önerilerde bulundu.
Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve
Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi aynı zamanda EÜ Madde Bağımlılığı,
Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Zeki Yüncü, pandemi
sürecinde yaptıkları çalışmalardan söz edip ailelere önerilerde bulundu.
Pandeminin birçok alanda dünyayı etkilediğini, sağlık, eğitim ve ekonomik
sistemlerin ayakta kalması için büyük bir mücadele verildiğine dikkat çeken
Prof. Dr. Yüncü, eğitim sisteminin ayakta kalması için başarılı çalışmalar
yapıldığını söyledi.
“10 YIL ÖNCE BÖYLE BİR SALGIN OLSAYDI, ÇOCUKLAR

OKULDAN KOPARDI”

Sağlık sektörünün ayakta kalmasının çok önemli olmasının yanında
gelecek kuşakları yetiştiren eğitim sistemlerinin de ayakta kalmasının
gerekliliğine vurgu yapan Prof. Dr. Yüncü, “Eğitim sisteminin ayakta
kalabilmesi büyük ölçüde teknolojiye bağlı olarak gelişti. Düşünürsek bundan
10 yıl önce eğer dünya böyle bir pandemi yaşamış olsaydı, herhalde çocuklar
okuldan ve eğitim sisteminden tamamen koparak yaşamlarına devam
edeceklerdi. Oysa pandemide, tabi ki birtakım aksaklıklar oldu ama çok hızlı bir
şekilde ülkemizde ve dünyada teknolojik alt yapılar devreye girdi, eğitim ve
öğretim sistemi, yüz yüze eğitimdeki gibi olmasa da devam etti” dedi.
“GENÇLER TEKNOLOJİYE HÂKİM OLMASAYDI BÜYÜK

SORUNLAR YAŞANABİLİRDİ”

Amacına uygun olarak kullanılan teknolojinin herkes için yararlı
olduğunu dile getiren Prof. Dr. Yüncü, “Gençlerimiz teknolojiyi çok iyi
kullanıyor. Bu kadar iyi bilmeseydiler muhtemelen eğitim sisteminde çok büyük
aksaklıklar meydana gelecekti. Hatta çocuklar evde kaldıkları dönemde
birbirleriyle iletişim kurarken teknolojik aletleri kullandılar. Evde aileleriyle
kalmanın yanı sıra sosyal hayatta da arkadaşlarıyla beraber olabildiler. Elbette

bunun uzun dönem etkilerini şu anda bilmiyoruz. Olumlu ya da olumsuz
seyredip seyretmeyeceği henüz kesin değil. Bağımlılık sürecini geliştirebilir.
Masa başında kolaycı bir şekilde arkadaşlarına ya da bilgiye ulaşabilmeleri
onların hareketsiz kalmalarına ve farklı alanlarda uzmanlaşmalarına engel
olabilir. Doğa ile iç içe olmalarına engel olabilir” diye konuştu.
ÇOCUKLARDA TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞINA YOL AÇABİLİR
Teknolojik aletlerin yoğun kullanılmasının karşıdaki kişiden gelen
sinyallerin olumlu ya da olumsuz şekilde algılama konusunda sıkıntılar
yaşamasına yol açabileceğini, duyguları tanımlama ve duyguları anlama
konusunda özellikle çocuklar üzerinde uzun vadede etki edebileceğini
vurgulayan Prof. Dr. Yüncü şöyle konuştu; “Buna ilişkin yürüttüğümüz
çalışmalarda, bilgisayarın yoğun kullanımı çocuklarda, bilgisayar veya teknoloji
bağımlılığın gelişmesi, çocukların karşıdan gelen uyaranları sosyal sinyalleri
anlamaları konusunda birtakım sıkıntılarının olabileceğini ön görüyoruz. Buna
eşlik eden bazı psikiyatrik hastalıkları varsa özellikle çocukluk dönemlerinde,
dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi bir hastalık varsa bu durumun
daha ağır seyredebileceğini görüyoruz. Asıl ilişkinin yüz yüze olduğu
unutulmamalı.”
AİLELERİN TEKNOLOJİYE BAKIŞ AÇISI DEĞİŞTİ
Son bir yılda kendilerine başvuran olgularda değişiklikler yaşandığının da
altını çizen Prof. Dr. Yüncü, “Ailelerin teknolojiye bakış açısı da değişti,
olgularda da bir takım değişiklikler oldu. Çocuklarına, ‘Bırak şu aleti git
dışarıda oyna’ diyen aileler, artık çocuklarına online müzik, jimnastik dersleri ve
hobi faaliyetlerini yapmaya başladı. Bu yoğun kullanım çocuklarda bıkkınlığa
insan ilişkilerinden uzaklaşmaya neden olabilir” dedi.
BİREBİR İLİŞKİ DESTEKLENMELİ
Ailelere mümkün olduğunca birebir ilişkililerin desteklenmesi gerektiğini
önerdiklerini söyleyen Prof. Dr. Yüncü, kanunların yasal düzenlemelerin ve
imkânların izin verdiği şekilde, tenis gibi çocukların daha az fiziksel temas
kurarak yapabileceği sporları yapabileceklerini kaydetti.
“TRAVMA İLE BAŞA ÇIKMAYI ÖĞRETİRSEK ÇOK BAŞARILI BİR

NESİL OLUR”

Çocukların önceki nesillere göre çok daha geniş imkânlara sahip olup çok
daha evrensel düşünebildiklerini vurgulayan Prof. Dr. Yüncü, “Dünyanın
oluşumuna baktığınızda neredeyse her dönem bir takım sorunlar vardı. Bu
dönemin çocukları da bu sorunlarla büyüyorlar. Sorunlar, travmalar her zaman
kişilerde derin yaralar açmaz. Eğer biz travmayla başa çıkmayı öğrenirsek ki
aslında dünya şu an bir travma yaşıyor, çocuklarımızı bu travmanın etkilerinden
başarılı bir şekilde korursak, çocuklarımız kayıp değil tam tersi başarılı
olacaklardır” diye konuştu.
Bu haber 1553 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum