8 MART'TA ÜLKENİN HER YERİNDE ALANLARDAYIZ
08 Mart 2022 - 09:35
8 MART’TA ÜLKENİN HER YERİNDE ALANLARDAYIZ
8 Mart bize, uzun çalışma saatlerinin kısaltılması, insanca yaşama ve çalışma
koşullarının sağlanması talepleriyle 165 yıl önce canlarını ortaya koyan ve her yıl
tekrar tekrar hatırlamamız, hatırlatmamız gereken Newyork’lu dokuma işçisi
kadınlardan; yıllar içinde kadının özgürlük mücadelesini büyütmüş nice kadın
yoldaşlarımızdan kalan bir mücadele günüdür. TİP’li Kadınlar olarak bu 8 Mart’ta
da bunun bilinci ve gururuyla yine alanlarda olacağız, yine özgürlük ve hak
taleplerimizle yerimizi alacağız.
Ne yazık ki bu 8 Mart’ı da emperyalist hegemonya yarışının sonucunda başlatılmış
sıcak bir savaşın gölgesinde karşılıyoruz. Tüm tarih boyunca savaş en çok kadınları
ve çocukları vurmuştur. Ukraynalı kadınların savaş nedeniyle yaşadıkları acı ve
korkuyu yüreğimizde hissediyoruz, sesimizin yettiği kadar, “Savaşa Hayır!” diye
haykıracağız.
Bu satırları yazdığımız sırada bile en az bir kadının şiddete, tacize, cinsel saldırıya
maruz kaldığını, cinayete uğrayarak yaşamdan koparıldığını ve AKP/Saray
Rejimi’nin adaletinin erkekleri koruduğunu biliyoruz. 6284 Sayılı Yasa’nın
işletilmesinde, şiddete karşı mücadelede ve yaşamda inat edeceğimizi
haykıracağız.
Gerici Saray Rejimi’nin aileyi “korumak” adına şiddet gören, eziyet çeken, evlilikleri
yüzünden hayatı zindan olan kadının boşanma kararı vermesini zorlaştırmak, susup
tüm bunlara katlanmasını sağlamak için nafaka hakkına göz diktiğini; asılsız
iddialarla algı yönettiğini biliyoruz. Yüzlerce yıldır sürdürdüğümüz mücadelelerle
aldığımız nafaka hakkından ve laiklikten asla vazgeçemeyeceğimizi haykıracağız.
Pandemi ve AKP-MHP iktidarının ülkeyi yönetme tercihleri nedeniyle yaşadığımız
ekonomik krizle beraber ev içi emeğin; kadınların omuzlarına her geçen gün daha
fazla yük olduğunu, bir de artan yoksulluk nedeniyle kamusal alanlardan uzaklaşan
kadınların sayısının her geçen gün arttığını biliyoruz. Kadın yoksulluğuna karşı
mücadelemizi haykıracağız.
Milyonlarca emekçi kadının emeğinin son damlasına kadar sömürüldüğünü, buna
rağmen yoksulluktan kurtulamadığını ve bu sömürüye karşı yine milyonlarca
emekçi kadının inançla direndiğini de biliyoruz. Migros’ta, Farplas’ta, onlarca çorap
fabrikasında üretimi durduran, kazanımlar elde eden emekçi kadınlarla, sağlık
emekçisi kadınlarla birlikte emeğimize her zaman sahip çıkacağımızı haykıracağız.
Aynı işi yapmasına rağmen erkekten daha az maaş alan; süt izni hakkı verilmeyen;
kreşin bir hak olarak görülmemesi nedeniyle ya çalışamayan ya da çocuğunu
sağlıklı koşullarda büyütemeyen; işten atılacaksa ilk gözden çıkarılan; taciz,
mobbing altında işinden kovulmamak için sessizce çalışmaya devem etmek
zorunda bırakılan emekçi kadınları biliyoruz. Alanlarda eşit işe eşit ücret, kreş
hakkı, süt izni, iş güvencesi taleplerimizi haykıracağız.
Göçmen kadınların yaşamak zorunda kaldıkları ülkelerde hem ekonomik olarak
hem yaşamak için varlık-yokluk mücadelesi verdiklerini, ayrımcılığa uğradıklarını,
büyük zorluklar yaşadıklarını; yüzyıllardır kendi ülkelerinde ayrımcılığa uğrayan,
yerinden edilen Kürt kadınlarının çektiği işkenceleri biliyoruz. Kadın
dayanışmasının önemini, halkların kardeşliğini haykıracağız.
Cinsiyetçi her türlü ezme-ezilme ilişkisine karşı olan bizler, hayatın her alanında
yok sayılmaya, yok edilmeye çalışılan LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemlerine ve
şiddete karşı gökkuşağında ve onurda inadı haykıracağız.
Eşitlikte, özgürlükte, yaşamda inat edeceğiz!
Değiştirecek gücümüz var!
Bir aradaysak güçlüyüz!
Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadın dayanışması, yaşasın mücadelemiz!
8 Mart bize, uzun çalışma saatlerinin kısaltılması, insanca yaşama ve çalışma
koşullarının sağlanması talepleriyle 165 yıl önce canlarını ortaya koyan ve her yıl
tekrar tekrar hatırlamamız, hatırlatmamız gereken Newyork’lu dokuma işçisi
kadınlardan; yıllar içinde kadının özgürlük mücadelesini büyütmüş nice kadın
yoldaşlarımızdan kalan bir mücadele günüdür. TİP’li Kadınlar olarak bu 8 Mart’ta
da bunun bilinci ve gururuyla yine alanlarda olacağız, yine özgürlük ve hak
taleplerimizle yerimizi alacağız.
Ne yazık ki bu 8 Mart’ı da emperyalist hegemonya yarışının sonucunda başlatılmış
sıcak bir savaşın gölgesinde karşılıyoruz. Tüm tarih boyunca savaş en çok kadınları
ve çocukları vurmuştur. Ukraynalı kadınların savaş nedeniyle yaşadıkları acı ve
korkuyu yüreğimizde hissediyoruz, sesimizin yettiği kadar, “Savaşa Hayır!” diye
haykıracağız.
Bu satırları yazdığımız sırada bile en az bir kadının şiddete, tacize, cinsel saldırıya
maruz kaldığını, cinayete uğrayarak yaşamdan koparıldığını ve AKP/Saray
Rejimi’nin adaletinin erkekleri koruduğunu biliyoruz. 6284 Sayılı Yasa’nın
işletilmesinde, şiddete karşı mücadelede ve yaşamda inat edeceğimizi
haykıracağız.
Gerici Saray Rejimi’nin aileyi “korumak” adına şiddet gören, eziyet çeken, evlilikleri
yüzünden hayatı zindan olan kadının boşanma kararı vermesini zorlaştırmak, susup
tüm bunlara katlanmasını sağlamak için nafaka hakkına göz diktiğini; asılsız
iddialarla algı yönettiğini biliyoruz. Yüzlerce yıldır sürdürdüğümüz mücadelelerle
aldığımız nafaka hakkından ve laiklikten asla vazgeçemeyeceğimizi haykıracağız.
Pandemi ve AKP-MHP iktidarının ülkeyi yönetme tercihleri nedeniyle yaşadığımız
ekonomik krizle beraber ev içi emeğin; kadınların omuzlarına her geçen gün daha
fazla yük olduğunu, bir de artan yoksulluk nedeniyle kamusal alanlardan uzaklaşan
kadınların sayısının her geçen gün arttığını biliyoruz. Kadın yoksulluğuna karşı
mücadelemizi haykıracağız.
Milyonlarca emekçi kadının emeğinin son damlasına kadar sömürüldüğünü, buna
rağmen yoksulluktan kurtulamadığını ve bu sömürüye karşı yine milyonlarca
emekçi kadının inançla direndiğini de biliyoruz. Migros’ta, Farplas’ta, onlarca çorap
fabrikasında üretimi durduran, kazanımlar elde eden emekçi kadınlarla, sağlık
emekçisi kadınlarla birlikte emeğimize her zaman sahip çıkacağımızı haykıracağız.
Aynı işi yapmasına rağmen erkekten daha az maaş alan; süt izni hakkı verilmeyen;
kreşin bir hak olarak görülmemesi nedeniyle ya çalışamayan ya da çocuğunu
sağlıklı koşullarda büyütemeyen; işten atılacaksa ilk gözden çıkarılan; taciz,
mobbing altında işinden kovulmamak için sessizce çalışmaya devem etmek
zorunda bırakılan emekçi kadınları biliyoruz. Alanlarda eşit işe eşit ücret, kreş
hakkı, süt izni, iş güvencesi taleplerimizi haykıracağız.
Göçmen kadınların yaşamak zorunda kaldıkları ülkelerde hem ekonomik olarak
hem yaşamak için varlık-yokluk mücadelesi verdiklerini, ayrımcılığa uğradıklarını,
büyük zorluklar yaşadıklarını; yüzyıllardır kendi ülkelerinde ayrımcılığa uğrayan,
yerinden edilen Kürt kadınlarının çektiği işkenceleri biliyoruz. Kadın
dayanışmasının önemini, halkların kardeşliğini haykıracağız.
Cinsiyetçi her türlü ezme-ezilme ilişkisine karşı olan bizler, hayatın her alanında
yok sayılmaya, yok edilmeye çalışılan LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemlerine ve
şiddete karşı gökkuşağında ve onurda inadı haykıracağız.
Eşitlikte, özgürlükte, yaşamda inat edeceğiz!
Değiştirecek gücümüz var!
Bir aradaysak güçlüyüz!
Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadın dayanışması, yaşasın mücadelemiz!
Bu haber 1293 defa okunmuştur.







YORUMLAR