"15 Temmuz son kurtuluş destanıdır!"
15 Temmuz 2019 - 12:04 - Güncelleme: 15 Temmuz 2019 - 12:11
15 Temmuz 250 şehidin kanlarıyla yazdığı son kurtuluş destanıdır!
Memur-Sen İzmir İl Temsilcisi ve Egitim-Bir-Sen İzmir 1 Nolu şube Başkanı Ali Kaya
15 Temmuz Hain Darbe Girişiminin 3.Yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.
Mesajında 15 Temmuz 2016 tarihinde, ülke olarak uluslararası karanlık bir işgal ve darbe
girişimiyle karşı karşıya kaldık. Arkasında emperyalist güçlerin ve malum odakların olduğu
FETÖ tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminin amacı millet iradesine zincir vurmak ve
Türkiye’yi sömürüye açık hale getirmek olduğunu kaydetti.
"Milletin inanç değerlerini istismar ederek, şeytani bir planla, devlet içinde örgütlenen FETÖ,
önüne konulan planı harfiyen yerine getirmiş, 17/25 Aralık kumpası, Gezi kalkışması, Kobani
olayları sonuç vermeyince askeri bir darbe seçeneğine başvurduğunu söyleyen Kaya ,
“Bu meş’um ihanet eyleminin görünen tarafında FETÖ, arkasında ise bir takım küresel
güçlerin olduğunu artık bugün daha kesin bir şekilde biliyoruz. Açık ve net olarak söylüyoruz:
FETÖ’yü ve FETÖ’cü teröristleri darbe girişiminden sonra hangi güçler koruma altına aldıysa
darbe girişiminin arkasında o güçler vardır” dedi.
Türkiye’ye karşı girişilmiş uluslararası bir kumpas olan ve FETÖ’nün taşeronluğunu
üstlendiği 15 Temmuz Darbe Girişimine, 250 şehid ve 2 binden fazla gaziye rağmen
“kontrollü darbe” diyen bir zihniyetin bu ülkede varlığını sürdürüyor olması Türkiye için
büyük bir talihsizliktir.
Darbecilerin değirmenine su taşıyan bu karanlık söylemin bir gaflet hali olduğunu
düşünüyoruz. Buna karşın sular durulup hakikati bütün çıplaklığıyla gösteren belge, bilgi ve
gelişmeler ortaya çıktıktan sonra hâlâ bu düşüncede ısrar edilmesini de ancak ihanet olarak
görüyoruz.
Nitekim Türkiye’yi büyük bir kaosa ve iç savaşa sürüklemeyi hedefleyen bu hain planda 8
binden fazla askeri personel, 35 uçak, 37 helikopter, 74 tank, 246 zırhlı araç, 3 askeri gemi
millete karşı kullanılmıştır.
Meclis, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Özel Harekât Daire Başkanlığı ve Emniyet Genel
Müdürlüğü, MİT, TRT vericileri ve birçok kurum saldırıya uğramış; Genelkurmay, 15
Temmuz Şehitler Köprüsü, TRT ve onlarca kurum işgal edilmiştir.
Darbe girişimine direnen 250 kahraman kardeşimiz şehit, 2 bin 193 kardeşimiz de gazi oldu.
Evlerinde oturup çekirdek çitleyerek gelişmeleri televizyondan izleyen ve darbe girişiminin
sonucuna göre pozisyon almayı hesaplayanlar, 15 Temmuz hain darbe girişiminin ne
olduğunu anlayamazlar.
Darbe tehlikesi geçene kadar milletin 29 gün boyunca tuttuğu direniş nöbetlerine burun
kıvıranlar, meydanlarda gösterilen kahramanlığın bize bir vatan kazandırdığını bilemezler,
kavrayamazlar.
15 Temmuz’u anlamak isteyenler; o geceyi meydanlara çıkan milyonlara, canlarını
veren şehitlere, kanlarıyla meydanları kızıla boyayanlara sorsunlar.
Darbe başarılı olsaydı 16 Temmuz sabahı ülkenin nasıl bir felakete uyanacağını -gafiller
anlamasa da- bu millet görmüş ve gereğini yapmıştır.
Hep söyledik yine söylüyoruz: Hiçbir insani, İslamî, ahlaki değer taşımayan bu Bâtınî
sapkınların bu millete yapabileceği kötülükler tasavvur ve muhayyilemizi aşar.
O gece okyanus ötesinden planlanan bu hain darbe başarılı olsaydı, Türkiye bir kaosa, bir
karanlığa uyanacaktı.
Ümmetle ve İslam dünyasıyla ilişkimiz kesilecek, Siyo-Emperyal eksenin parçası olacaktık.
Darbe başarılı olsaydı, Türkiye bir sömürü ve yağma ülkesine dönüşecekti.
Muhacirlerin, mazlumların, mağdurların sığınağı olan tek yurt da ortadan kalkacaktı.
O gece millet bu oyunu gördü. “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım” diyerek
kükremiş sel gibi, önüne örülmüş tanklardan bentleri çiğneyip aştı.
Üniforma giymiş teröristlerin millete karşı kullandıkları tanklara, uçaklara, bombalara iman
dolu göğsünü siper etti.
O gece abdestini alıp namaz kılarak meydanlara çıkan, tanklara, uçaklara, helikopterlere karşı
çıplak elleriyle direnen milletin kahraman evlatları bu vatanı; Allah’ın yardımıyla, büyük bir
işgalden, karanlık bir iç savaştan ve emperyalizme uşaklıktan kurtararak bize yeniden hediye
ve emanet etmiştir. Bu hakikati çocuklarımıza, gençlerimize anlatmak emanete sadakatin bir
gereği ve şehidlerimize karşı boynumuzun borcudur.
Şehidlere en büyük vefa bu olacaktır.
Bu ülkenin geleceği bu bilincin yaşatılmasına bağlıdır.
Hainleri de anlatacağız çocuklarımıza, kahramanlarımızı da!
Her bir şehidimizi tek tek genç dimağlarımıza tanıtacağız.
Tarihe sığmayacak yiğitlikler, kabirlere sığmayacak yürekler, kitaplara ve filmlere
sığmayacak kahramanlıklar gösterildi o gece meydanlarda.
O gece 250 şehidin akıtılan muazzez kanları; bu ülkenin kalbini besleyen bir bereket, hainler
için felaket oldu.
1 MİLYON ÜYEMİZLE SOKAKLARA ÇIKTIK
O gece Memur-Sen olarak 1 milyon üyemizle sokaklara çıkarak o muazzam direniş
destanının önemli bir parçası olduk. O gece bu teşkilat “hesabî” değil “hasbî” bir teşkilat
olduğunu bir kez daha gösterdi. O gece tek bir bedene dönüşüp; pazarlıksız bir fedakarlığın,
“amasız”, “fakatsız” bir bilincin mücessem hali olarak, “Kim demiş her şeyin bitişi ölüm /
Destanlar yayılır mezarımızdan” diyerek direnişe, şehadete, özgürlüğe koştuk.
Bütün sendikalarımızla, komisyonlarımızla meydanlardaydık.
Cuma Dağ’larımızla, Ali Alıtkan’larımızla, Yusuf Elitaş’larımızla, İlhan Varank’larımızla
meydanlardaydık.
Şehidler kervanına ve gaziler meclisine dostlarımızı kattık.
Milyonlarca vatan evladıyla birlikte yorulmaz, susamaz, acıkmaz, korku bilmez bir bedenin
parçası olduk.
O gece İslam coğrafyasının her köşesinde ümmet bizimle birlikte tek yürek olarak meydanlara
yürüdü, tek yürek oldu. Ümmetin yaralı yüreği bizim yüreğimizle birlikte attı, mübarek elleri
semada duaya durdu.
Ankara’yla birlikte Kudüs, Bağdat, Kahire;
İstanbul’la birlikte Halep, İslamabad, Kabil, Gazze,
İzmir ile birlikte Hartum, Bosna, Trablus, Mekke;
O nedenle diyoruz ki geleceğimizin teminatı daha fazla milletleşme, ümmetleşme ve
kardeşleşmedir.
O gün nasıl ki meydanlarda darbeyi püskürttüysek bugün de yeni sinsi stratejilere karşı
teyakkuz ve sürekli bir bilinç halini kuşanmanın gayreti içindeyiz.
Türkiye’nin entelektüel birikimi ve bu coğrafyanın erdemliler hareketi olarak; emperyalizmin
her türlü kirli plan ve kumpaslarına yüksek bir bilinç, akıl ve imanla karşı koyacağız.
15 Temmuz’u unutmadık, unutturmayacağız.
15 Temmuz’un 3. seneyi devriyesi vesilesiyle şehitlerimize Yüce Rabbimizden rahmet
diliyoruz. Gazilerimize şükran ve minnetlerimizi ifade ediyoruz.
KAHROLSUN EMPERYALİZM VE MANKURTLARI
YAŞASIN 15 TEMMUZ DİRENİŞ RUHU" ifadelerini kullandı.
Memur-Sen İzmir İl Temsilcisi ve Egitim-Bir-Sen İzmir 1 Nolu şube Başkanı Ali Kaya
15 Temmuz Hain Darbe Girişiminin 3.Yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.
Mesajında 15 Temmuz 2016 tarihinde, ülke olarak uluslararası karanlık bir işgal ve darbe
girişimiyle karşı karşıya kaldık. Arkasında emperyalist güçlerin ve malum odakların olduğu
FETÖ tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminin amacı millet iradesine zincir vurmak ve
Türkiye’yi sömürüye açık hale getirmek olduğunu kaydetti.
"Milletin inanç değerlerini istismar ederek, şeytani bir planla, devlet içinde örgütlenen FETÖ,
önüne konulan planı harfiyen yerine getirmiş, 17/25 Aralık kumpası, Gezi kalkışması, Kobani
olayları sonuç vermeyince askeri bir darbe seçeneğine başvurduğunu söyleyen Kaya ,
“Bu meş’um ihanet eyleminin görünen tarafında FETÖ, arkasında ise bir takım küresel
güçlerin olduğunu artık bugün daha kesin bir şekilde biliyoruz. Açık ve net olarak söylüyoruz:
FETÖ’yü ve FETÖ’cü teröristleri darbe girişiminden sonra hangi güçler koruma altına aldıysa
darbe girişiminin arkasında o güçler vardır” dedi.
Türkiye’ye karşı girişilmiş uluslararası bir kumpas olan ve FETÖ’nün taşeronluğunu
üstlendiği 15 Temmuz Darbe Girişimine, 250 şehid ve 2 binden fazla gaziye rağmen
“kontrollü darbe” diyen bir zihniyetin bu ülkede varlığını sürdürüyor olması Türkiye için
büyük bir talihsizliktir.
Darbecilerin değirmenine su taşıyan bu karanlık söylemin bir gaflet hali olduğunu
düşünüyoruz. Buna karşın sular durulup hakikati bütün çıplaklığıyla gösteren belge, bilgi ve
gelişmeler ortaya çıktıktan sonra hâlâ bu düşüncede ısrar edilmesini de ancak ihanet olarak
görüyoruz.
Nitekim Türkiye’yi büyük bir kaosa ve iç savaşa sürüklemeyi hedefleyen bu hain planda 8
binden fazla askeri personel, 35 uçak, 37 helikopter, 74 tank, 246 zırhlı araç, 3 askeri gemi
millete karşı kullanılmıştır.
Meclis, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Özel Harekât Daire Başkanlığı ve Emniyet Genel
Müdürlüğü, MİT, TRT vericileri ve birçok kurum saldırıya uğramış; Genelkurmay, 15
Temmuz Şehitler Köprüsü, TRT ve onlarca kurum işgal edilmiştir.
Darbe girişimine direnen 250 kahraman kardeşimiz şehit, 2 bin 193 kardeşimiz de gazi oldu.
Evlerinde oturup çekirdek çitleyerek gelişmeleri televizyondan izleyen ve darbe girişiminin
sonucuna göre pozisyon almayı hesaplayanlar, 15 Temmuz hain darbe girişiminin ne
olduğunu anlayamazlar.
Darbe tehlikesi geçene kadar milletin 29 gün boyunca tuttuğu direniş nöbetlerine burun
kıvıranlar, meydanlarda gösterilen kahramanlığın bize bir vatan kazandırdığını bilemezler,
kavrayamazlar.
15 Temmuz’u anlamak isteyenler; o geceyi meydanlara çıkan milyonlara, canlarını
veren şehitlere, kanlarıyla meydanları kızıla boyayanlara sorsunlar.
Darbe başarılı olsaydı 16 Temmuz sabahı ülkenin nasıl bir felakete uyanacağını -gafiller
anlamasa da- bu millet görmüş ve gereğini yapmıştır.
Hep söyledik yine söylüyoruz: Hiçbir insani, İslamî, ahlaki değer taşımayan bu Bâtınî
sapkınların bu millete yapabileceği kötülükler tasavvur ve muhayyilemizi aşar.
O gece okyanus ötesinden planlanan bu hain darbe başarılı olsaydı, Türkiye bir kaosa, bir
karanlığa uyanacaktı.
Ümmetle ve İslam dünyasıyla ilişkimiz kesilecek, Siyo-Emperyal eksenin parçası olacaktık.
Darbe başarılı olsaydı, Türkiye bir sömürü ve yağma ülkesine dönüşecekti.
Muhacirlerin, mazlumların, mağdurların sığınağı olan tek yurt da ortadan kalkacaktı.
O gece millet bu oyunu gördü. “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım” diyerek
kükremiş sel gibi, önüne örülmüş tanklardan bentleri çiğneyip aştı.
Üniforma giymiş teröristlerin millete karşı kullandıkları tanklara, uçaklara, bombalara iman
dolu göğsünü siper etti.
O gece abdestini alıp namaz kılarak meydanlara çıkan, tanklara, uçaklara, helikopterlere karşı
çıplak elleriyle direnen milletin kahraman evlatları bu vatanı; Allah’ın yardımıyla, büyük bir
işgalden, karanlık bir iç savaştan ve emperyalizme uşaklıktan kurtararak bize yeniden hediye
ve emanet etmiştir. Bu hakikati çocuklarımıza, gençlerimize anlatmak emanete sadakatin bir
gereği ve şehidlerimize karşı boynumuzun borcudur.
Şehidlere en büyük vefa bu olacaktır.
Bu ülkenin geleceği bu bilincin yaşatılmasına bağlıdır.
Hainleri de anlatacağız çocuklarımıza, kahramanlarımızı da!
Her bir şehidimizi tek tek genç dimağlarımıza tanıtacağız.
Tarihe sığmayacak yiğitlikler, kabirlere sığmayacak yürekler, kitaplara ve filmlere
sığmayacak kahramanlıklar gösterildi o gece meydanlarda.
O gece 250 şehidin akıtılan muazzez kanları; bu ülkenin kalbini besleyen bir bereket, hainler
için felaket oldu.
1 MİLYON ÜYEMİZLE SOKAKLARA ÇIKTIK
O gece Memur-Sen olarak 1 milyon üyemizle sokaklara çıkarak o muazzam direniş
destanının önemli bir parçası olduk. O gece bu teşkilat “hesabî” değil “hasbî” bir teşkilat
olduğunu bir kez daha gösterdi. O gece tek bir bedene dönüşüp; pazarlıksız bir fedakarlığın,
“amasız”, “fakatsız” bir bilincin mücessem hali olarak, “Kim demiş her şeyin bitişi ölüm /
Destanlar yayılır mezarımızdan” diyerek direnişe, şehadete, özgürlüğe koştuk.
Bütün sendikalarımızla, komisyonlarımızla meydanlardaydık.
Cuma Dağ’larımızla, Ali Alıtkan’larımızla, Yusuf Elitaş’larımızla, İlhan Varank’larımızla
meydanlardaydık.
Şehidler kervanına ve gaziler meclisine dostlarımızı kattık.
Milyonlarca vatan evladıyla birlikte yorulmaz, susamaz, acıkmaz, korku bilmez bir bedenin
parçası olduk.
O gece İslam coğrafyasının her köşesinde ümmet bizimle birlikte tek yürek olarak meydanlara
yürüdü, tek yürek oldu. Ümmetin yaralı yüreği bizim yüreğimizle birlikte attı, mübarek elleri
semada duaya durdu.
Ankara’yla birlikte Kudüs, Bağdat, Kahire;
İstanbul’la birlikte Halep, İslamabad, Kabil, Gazze,
İzmir ile birlikte Hartum, Bosna, Trablus, Mekke;
O nedenle diyoruz ki geleceğimizin teminatı daha fazla milletleşme, ümmetleşme ve
kardeşleşmedir.
O gün nasıl ki meydanlarda darbeyi püskürttüysek bugün de yeni sinsi stratejilere karşı
teyakkuz ve sürekli bir bilinç halini kuşanmanın gayreti içindeyiz.
Türkiye’nin entelektüel birikimi ve bu coğrafyanın erdemliler hareketi olarak; emperyalizmin
her türlü kirli plan ve kumpaslarına yüksek bir bilinç, akıl ve imanla karşı koyacağız.
15 Temmuz’u unutmadık, unutturmayacağız.
15 Temmuz’un 3. seneyi devriyesi vesilesiyle şehitlerimize Yüce Rabbimizden rahmet
diliyoruz. Gazilerimize şükran ve minnetlerimizi ifade ediyoruz.
KAHROLSUN EMPERYALİZM VE MANKURTLARI
YAŞASIN 15 TEMMUZ DİRENİŞ RUHU" ifadelerini kullandı.
Bu haber 1582 defa okunmuştur.







YORUMLAR