Giresun Kültür Varlıkları ve Turizm Açısından Bu Varlıkların Etkinliği

Giresun Kültür Varlıkları ve Turizm Açısından Bu Varlıkların Etkinliği

Ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye ve hatta şehirden şehire değişen, sanat, edebiyat,
müzik, dil, gelenekler, inanışlar, yöresel kıyafetler ve mimari yapılar o şehrin değerlerini ve
bu değerlerin bütünü ise kültürü oluşturmaktadır. Bunların tamamı kuşaktan kuşağa
aktarılması gereken kültürel miraslardır.
Somut kültürel miras olarak nitelendirdiğimiz elle tutulur gözle görülür özellikteki
tarihi binalar, kaleler, anıtlar, türbeler, kemer köprüler, mezarlar, çeşmeler ve benzer yapılar
korunmalı ve gelecek nesillere aktarılmalıdır.
Bu değerlere genel olarak kültürel miras adı verilmiştir. Giresun kültürel miras
açısından çok zengin bir şehirdir. Kaleler, camiler, kiliseler, çeşmeler, mimari açıdan özellik
taşıyan kamu ve özel mülkiyetteki binalar şehrin her yerinde karşımıza çıkmaktadır.
Tarihi Zeytinlik semti Giresun Kalesi’nin doğu eteklerinde kurulmuştur. Şehrimizin en
güzel semtlerinden biridir. Adını, 1900’lü yıllarda hemen her evin bahçesinde bulunan zeytin
ağaçlarından almıştır. Bütün evler konak niteliğini taşıyan iki yâda üç katlı ve bahçeli
nizamdadır. Her evin bahçesinde zeytin ağacı dışında çeşitli meyve ağaçları da
bulunmaktadır.
Tarihi Zeytinlik Konakları adını alan bu evlerin yapılış tarihi 1850’li yıllara kadar
inmektedir. Her evin bahçesinde temiz su kuyusu ve diğer işlerde kullanılmak üzere genelde
yağmur sularının biriktirildiği sarnıçlar bulunmaktadır. Yüksek tavanlı ve ahşap işçilikli
evlerdir. Evlerin kendi yapılış planları ve konumlandırıldığı arsa matematiksel hesaplarla
belirlenmiştir. Bu da hiçbir konağın diğerinin manzarasını kapatmayacak şekilde inşa
edilmesine imkân tanımıştır. Özellikle zengin tüccar aileler tarafından tercih edilen semt, kısa
sürede önem kazanmış ve gerek hastane, gerek okul olsun birçok kamu kurumunu da
bünyesine toplamayı başarmıştır. Arnavut kaldırımı sokaklar, asırlık bahçe duvarlarıyla
çevrilmiş ve sanki bir dantel gibi işlenmiştir.
“Mayıs Yedisi” dörbin yıl öncesinden Anadolu mitolojisinin günümüze ulaşan zengin
kültür olgusudur. Rumi takvime göre Mayıs ayının yedisine rastlaması, yedi rakamının
kutsallığından kaynaklanır.
Her yıl Mayıs ayının yirmisinde, Aksu Deresi’nin denize döküldüğü yerde, özünde
Anadolu kültürü yatan bir takım geleneksel törenler uygulanır. Aksu Deresi ağzı ile tam
karşısındaki Giresun Adası, tören geleneklerinin yerine getirildiği tek mitolojik alandır.
Yüzyıllardır fındıkla iç içe yaşayan Giresun’da, fındık imecedir. Fındık genç kızların
çeyizidir. Delikanlının askerliği, damadın düğün parasıdır. Sonlamacı çocukların kara önlüğü,
beyaz yakalığıdır. Fabrikada elleri nasırlı anaların ekmek parasıdır. Bu denli köklü, bu denli
hayatın içinde olan fındık, halkbilim açısından Giresun’a özgü sözlere, manilere ve türkülere
de konu olmuştur.
1852 yılından itibaren ortaya çıkmaya başlayan yerli ve yabancı firmalarla Giresun
fındık ticaretinin merkezi haline gelmiştir.
İlk fındık bayramının ne zaman kutlandığı bilgisine ulaşamamış olsak ta: Yeşilgiresun
Gazetesi Arşivleri’nde bu konuda 1928 yılına ait bir haber bulunmaktadır. 30 Ağustos 1928
tarih ve 128 sayılı Yeşilgiresun gazetesindeki haberin başlığı şöyledir:
“İlk Mahsulümüz Karadeniz Vapuruna Verilirken”
“Geçen Cuma günü bu senenin ilk mahsulü Avrupa pazarlarına sevk olunurken öteden
beri adet olunduğu üzere samimi bir merasim yapılmıştır.” denilmektedir. Bu ifade fındık
bayramının 1928 yılından çok daha eskilere dayandığının kanıtıdır.
1900’lü yıllardan itibaren modern bir şehir havasına giren Giresun, Avrupa
şehirlerinde bile örneklerine az rastlanan ilklere imza atmıştır. 1902 Yılında Millet
Bahçesi’nin törenle açılması Giresun için önemli bir gelişmedir. Büyük şehirlerin dışında
hatta Avrupa ülkelerindeki birçok şehirde olmayan böyle bir sosyal alan, aslında memleketin

kültür seviyesinin ölçüsünü de göstermektedir. Zamanla unutulan bu ilklerden biri de Giresun
Tenis kortudur. Bu kortun Sokakbaşı mevkiinde bulunduğu dönemin gazete haberlerinde yer
almaktadır.
1908 yılında başlayan tiyatro faaliyetleri ve 1912 yılında açılan sinema şehrin sosyo-
kültürel yaşantısına yeni renkler katmaya başlamış ve bu alanlarda da birçok faaliyetlerin
yapılmasına vesile olmuştur.
1910 yılında Giresun Matbaası’nın kurulması ile başlayan basın hayatımız, Giresun,
Giresunda Maarif, Karadeniz, Hadim-i Millet, Işık, Yeniyol, Hakikat, Yenigiresun,
Yeşilgiresun, Ana Türk Yurdu, Şenyuva, İzler, Genç Mektepliler, Genç Sesler gibi gazete ve
dergilerin yanında yerel ve ulusal yazarlar tarafından yazılan şiirleri, piyesleri, romanları ve
folklor araştırmalarını içeren kitapların yayımlandığı bir kültür yumağına dönüşmüştür.
Giresun’a ilk futbol topunun 1905 yılında geldiği bilinmektedir. Beş yıl sonra 1910
yılında Galatasaray Sultanisi’nde okumakta olan Sarıbayrakdaroğlu İsmail Hakkı Bey
tarafından Giresun’a ikinci futbol topu getirilmiş ve Hacıhüseyin Mahallesi İzzet Kaptan
Çayırı’nda oynanmıştır.
1914 yılında “İdman Yurdu” ve 1921 yılında “Gençler Birliği” kulüpleri kurulmuştur.
1923 yılında Giresun Türk Ocağı başkanı eski Liman Reis-i Hilmi Bey’in de gayretleri ile
Türk Ocağı bünyesinde bir futbol takımı oluşturulmuştur.
Çınarlar Mahallesinde 1925 yılında Giresunspor Spor Kulübü Giresun’un üçüncü spor
kulübü olarak kurulmuştur. Bu kulübün ilk futbol takımı ise Türk Ocağı Takımı
oyuncularıdır.
Giresun tüm gücüyle Milli Mücadeleye destek vermiştir. Osman Ağa, yarbaylık
rütbesine yükselmiş, Milli Mücadele’nin büyük milis komutanlarından biridir. “İstiklal
Madalyalı” milli bir kahramandır. Silahların elimizden alındığı bir dönemde silah ve cephane
temin ederek mücadelenin kazanılmasına çok önemli bir katkı sağlamıştır. 42 nci ve 47 nci
Giresun Gönüllü Alay’larını kurmuş ve bu alayları sürekli yeni askerlerle takviye etmiştir.
Mustafa Kemal Paşa’yı korumakla görevlendirilen Giresunlu muhafızlar da Osman Ağa
tarafından büyük bir titizlikle seçilmiş ve Paşa’nın emrine verilmiştir.
On kişilik ilk muhafız gurubunun Osman Ağa tarafından Mustafa Kemal Paşa’nın
emrine bırakılmasıyla 12 Kasım 1920’de “Giresun Maiyet Müfrezesi” kurulmuş daha sonra
Osman Ağa, tarafında aralıksız gönderilen muhafızlarla “Maiyet Müfrezesi”nin sayısı yüzelli
piyade ile kırk süvariye çıkarılmıştır.
Mustafa Kemal Paşa’nın Muhafız Birliği’ni Giresun uşaklarından kurması anlamlıdır.
Mertliğine, cesaretine, yiğitliğine ve sadakatine gönülden inandığı Giresun Uşaklarına canını
emanet ederek gittiği her yere Onlarla gitmiş ve Onlardan “Fedailerim” diye bahsetmiştir.
Son ikiyüz yıldaki sosyo-kültürel yaşantısından örnekler verdiğimiz Giresun; 4000
yıllık geçmişi ile tarihi ipek yolu üzerinde olan ve her dönemde önemini artıran bir şehir
konumunda olmuştur. fındıktan Aksu şenliklerine, basın hayatından yazar ve şairlerine,
sinemadan tiyatroya, futboldan, sportif faaliyetlerin tümüne, fındık bayramından kendine has
mutfağına, köy ve yayla yaşantısından gelenek ve göreneklerine kadar son derece özel bir
şehirdir. Hiç işgal görmediği halde Milli Mücadele yıllarında kurduğu gönüllü alaylar ve
verdiği şehitlerle kahramanlıkları dilden dile dolaşmaktadır.
Çok yönlü bir kültür yumağı olarak nitelendirebileceğimiz şehrimiz bu zenginliklerini
turizme yansıtma konusunda daha etkin adımlar atmalı ve tüm dünyaya duyurmalıdır.
Arkeoloji Müzemizin yanında etnografya müzeleri, Yayla turizmi, karavan ve çadır turizmi,
yürüyüş ve bisiklet parkurları, off-road etkinlikleri, her branştan sportif yarışmalar, müzik,
tiyatro ve sinema etkinlikleri kültür turizmi açısından günümüzde büyük kitlelere hitap eder
hale gelmiştir.
Zenginliklerimizin içinde daha keşfedilmemiş olanlar da mevcuttur. Çünkü Giresun
Adası dışında, Giresun Kalesi de dahil olmak üzere hiçbir alanda arkeolojik kazı

yapılmamıştır. Yeni kazılarla geçmiş medeniyetlere ait yeni objeler keşfedileceği ve yeni bir
arkeoloji müzesine ihtiyaç duyulacağı ortadadır.
Yukarıda değindiğimiz köklü geçmişleriyle; Giresun Şehir Müzesi, Giresun Fındık
Müzesi, Giresun Basın Tarihi Müzesi, Giresun Milli Mücadele Müzesi Giresun Spor Müzesi
ve Giresun Kent Arşivi gibi etnografya müzelerine önem verilmeli ve Giresun bir müzeler
şehri olmalıdır. Hatta bu düşünce doğrultusunda yaylalarda geleneksel evlerden oluşturulacak
ve doğal yayla yaşamını konu alan “Oba Müzeler” yayla turizmini etkin şekilde destekleyen
önemli bir adım olacaktır.
Turizm İşletmeleri açısından son derece önemli bir girdi sağlayacak olan bu müzeler
ve değindiğimiz etkinlikler mutlaka dikkate alınmalı ve değerlendirilmelidir.
Müzelerin kurulacağı mekânların Zeytinlik semtindeki konaklara kaydırılması ile
buradaki hareketlilik artacaktır. Bu da semt sakinlerini pansiyonculuk ve yöresel ürün satışına
yöneltecek önemli bir etken olacaktır.
Giresun anlatılanların tamamını gerçekleştirebilecek potansiyele sahiptir. Şehre turizm
açısından büyük katkı sağlayacak ve katma değer oluşturacak projeler üretilmelidir. Yukarıda
bahsedilenlerin dışında konuya ilgi gösterenlerle yapılacak toplantılar yeni fikirlerin
doğmasına yada gündemdekilerin daha da geliştirilmesine vesile olacaktır. Hayata geçirilecek
projelerle artan yerli ve yabancı turist sayısı yerel işletmeleri rahatlatacak ve yeni işletmelerin
de önünü açacaktır.